
Umre Müthiş Organizasyon Berbat
Ramazan ayı içerisinde umre yapmak üzere Suudi Arabistan'a giden hacılar otel rezaleti içerisinde kaldılar. Ramazan ayı girmeden iki gün önce THY uçakları ile gerek Diyanet ve gerekse Türsab'a bağlı şirketler tarafından Suudi Arabistan'a giden umreciler önce otellere alınmayarak ilk şoku yaşadılar.
Diyanet İşleri Başkanlığının otel sahipleri ile yaptıkları sözleşmelere göre gönderilmeyen umreciler alelacele bulunan otellere geçici sure yerleştirilmek zorunda kaldılar..
20 Eylül 2006 tarihinde yola çıkan umreciler kalacakları Mekke'deki Habiba otel yerine Mahbas'daki Chrom otele yerleştirdi.
Bu otelde ihtiyaçlarına cevap bulamayan umreciler yerlerde yemek yediler, odalar yetersiz kaldığından koridorlarda yatmışlardır. Mutfak , yemek salonu, çamaşırhane olmadığından sıkıntılı günler geçirmişlerdir.
Daha sonra Habiba otele taşınan umreciler burada da mutfak , çamaşırhane olmadığından 19 gün boyunca zor günler geçirmiştir. Bozuk ocaklar , çamaşırların lavabolardan yıkanıp , odalarda kurutulması bilhassa bayan umrecilerin kabusu oldu. İki kişinin yan yana zor sığdığı bir lavabo ve kötü bir elektrik ocağın yer aldığı mutfağımsı tezgahlarda yemek yapmak, bulaşık yıkamak zorunda kalan umreciler her gün isyan etmişlerdir. Zaman zaman sıra kavgasına dahi tutuşan olmuştur.
Otelde kaldıkları 19 gün boyunca çarşafların değiştirilmediği , otel görevlileri tarafından temizliklerin düzgün yapılmadığı otelden ayrılırken umreciler sözleşme sona erdiği gerekçesiyle odalarından elektrikleri kesilerek zorla kapı önlerine çıkartılmıştır.
BUNLAR NE BİÇİM OTEL - (1) CHROM OTEL MACERASI
2006 Ramazan Umresinde bulunduğum dönemde 3 otelde kaldım. Mekke'de Ejyad CROM otel ve Habiba otel ve Medine 'de Taiba otel...
Belirtilen şekliyle bunlardan biri CHROM OTEL lüks otellerdendi. Ama ne lüks.... Asıl gitmemiz gereken otelde yerler boş olmadığından geçici süreyle kaldığımız ve "en lüks otel" olarak bildirilen Mahbascin'deki CHROM OTELdi.
Aman ne otel...
BUNLAR NE BİÇİM OTEL (2) HABİBA OTEL MACERASI


Belirtilen şekliyle bunlardan biri CHROM OTEL lüks otellerdendi. Ama ne lüks.... Asıl gitmemiz gereken otelde yerler boş olmadığından geçici süreyle kaldığımız ve "en lüks otel" olarak bildirilen Mahbascin'deki CHROM OTELdi.
Aman ne otel...
Yemek yiyecek masası yok. Küçücük bir buzdolabı komodinin altında. Komodinin üzerinde de televizyon vardı. Burada televizyon yayınları üç kanaldan ibaretti. Bir de Türkiye'den STV yayınlanıyordu. Suudilere ait 3 TV kanalının yanında yayın yapan sadece STV vardı. Bir Türk tv sinden bir kanalı orada görmek hoşumuza gitmişti. Ancak genelde haberler için açmayı tercih ettiğimiz TV yayınınızda haberlerin azlığı bizi üzmüştü.
En azından saat başı haber yayın yapması mümkün değil midir. Yurt dışındaki Türk vatandaşları için iyi olacak kanaatindeyim.
Mutfağı yok. Banyosu var duş musluğu alt taraftaki musluğu yok. Bakım yok. Ve Türklere Mekke'deki otellerde kesinlikle ilgi yok. Sadece bu otelde mi. Daha sonra kaldığımız Habiba otelde de durum aynı. Üç otelde çarşaflar değiştirilmediği gibi paspas çektirmek için bile neredeyse otel hizmetlilerine yalvarır gibiyiz. Ne zaman bunlardan bir isteğiniz olsa ağızlarını "bahşiş"le açıyorlar.
Otel idaresinin bu isteklerden haberleri yok. Buna eminiz. Ama çok cüzi ücretle çalıştırdıkları ve çoğu Pakistan, Bengaldeş ve Brunei gibi ülkelerden gelen bu hizmetlilerin bu isteklerine göz yumuyorlar , bu da açıkça belli oluyor.
Otel görevlileri ilgisiz. Asansörler yetersiz. Üç dört gün süreyle kaldığımız bu otelden çıkarken kafile başkanı bu oteli çok arayacağımızı söyledi. Ama diğer otellerde bu otel kimsenin aklına gelmemişti. Tuvaletler alafranga (taharet musluğu olmayan bir klozet)... Türk hacılarının büyük bir kısmı kullanamıyor. .
En azından saat başı haber yayın yapması mümkün değil midir. Yurt dışındaki Türk vatandaşları için iyi olacak kanaatindeyim.
Mutfağı yok. Banyosu var duş musluğu alt taraftaki musluğu yok. Bakım yok. Ve Türklere Mekke'deki otellerde kesinlikle ilgi yok. Sadece bu otelde mi. Daha sonra kaldığımız Habiba otelde de durum aynı. Üç otelde çarşaflar değiştirilmediği gibi paspas çektirmek için bile neredeyse otel hizmetlilerine yalvarır gibiyiz. Ne zaman bunlardan bir isteğiniz olsa ağızlarını "bahşiş"le açıyorlar.
Otel idaresinin bu isteklerden haberleri yok. Buna eminiz. Ama çok cüzi ücretle çalıştırdıkları ve çoğu Pakistan, Bengaldeş ve Brunei gibi ülkelerden gelen bu hizmetlilerin bu isteklerine göz yumuyorlar , bu da açıkça belli oluyor.
Otel görevlileri ilgisiz. Asansörler yetersiz. Üç dört gün süreyle kaldığımız bu otelden çıkarken kafile başkanı bu oteli çok arayacağımızı söyledi. Ama diğer otellerde bu otel kimsenin aklına gelmemişti. Tuvaletler alafranga (taharet musluğu olmayan bir klozet)... Türk hacılarının büyük bir kısmı kullanamıyor. .
Hele yaşlı Hacılar ya da kasabalardan , köylerden gelenler hiç mi hiç kullanamıyor. Bir kısmı klozetin üzerine çıkıyor. Bir kısmı ayakta ederken idrarını her yana bulaştırıyor ve bir kısmı da arkasına bakmadan, temizlemeden, sifonu çekmeden pislik içinde bırakıyor... Temizlik ve sağlık resmen yok edilmiş oluyor.
Aslında yıllardan beri alafranga ve alaturka tuvalet tartışması yurdumuzda sürüp gidiyor. Bazı hacılar Habiba otelin girişinde bulunan tek bir alaturka tuvaletin önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Bu tuvaleti kullanamayanlar yüzünden pislik had safhaya varmıştı. Aslında bu tuvaletler ne İslami idi , ne de hijyen açısından kullanabilir bir özellikleri de yoktu. Arabistan'da yeni yapılan otellerde de bunların kullanılması anlaşılır değildi. Hatta Avrupa'nın terk ettiği bu tuvalet tipleri neden bir İslam ülkesinde yaygınlaşıyordu. Anlaşılır değildi.
Aslında yıllardan beri alafranga ve alaturka tuvalet tartışması yurdumuzda sürüp gidiyor. Bazı hacılar Habiba otelin girişinde bulunan tek bir alaturka tuvaletin önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Bu tuvaleti kullanamayanlar yüzünden pislik had safhaya varmıştı. Aslında bu tuvaletler ne İslami idi , ne de hijyen açısından kullanabilir bir özellikleri de yoktu. Arabistan'da yeni yapılan otellerde de bunların kullanılması anlaşılır değildi. Hatta Avrupa'nın terk ettiği bu tuvalet tipleri neden bir İslam ülkesinde yaygınlaşıyordu. Anlaşılır değildi.
![]() |
| Habiba Otelde birkaç gün terasa çamaşır asabildik. Sonrası odalarda. Yasakmış |
Lüks Otelde Yemekleri Yerde Yemek
Yemeğimizi yiyecek masalar olmadığından CHROM OTELde de yerlerde yemek yemiştik. Mutfak ve çamaşır makineleri olmadığından yemek ihtiyacı ancak soğuk yiyeceklerle halledilmeye , çamaşırlar yıkanamadığından dolayı üzerlerimizde kirlenmeye başlamıştı , tabi.. Kapılar kart sistemli anahtarla açıldığından umreye gelenler arasında anahtar kart münakaşaları da başlamış oldu. İnce kart olduğundan kaybedenler , resepsiyona bırakmayı unutanlar sayısında artış oluyordu. Ve otel görevlileri bu anahtarları bir kez daha vermek istemiyordu. Sadece ana daire girişlerini açmaya yarayan bu anahtarlar iç kısım kapılarını açmıyordu. Buralarda klasik anahtarlar vardı. Ve her odanın hacısı anahtarlar yüzünden tatsız duruma düşüyordu. Lüks otel bize göre beş para etmezdi.
![]() |
| Yerde yemek yiyoruz. Neden mi. Sözde lüks otelde masa yok |
BUNLAR NE BİÇİM OTEL (2) HABİBA OTEL MACERASI

CHROM OTELDEN Sonra taşındığımız HABİBA OTELde anahtar olayı fazla yaşanmadı. Ancak burada daha farklı bir sorun vardı. Mutfak... Bir çok dairede mutfak yoktu. Siz yine de mutfak dediğime bakmayın. Var olanlardaki mutfak diye ayrılan bölümler hole girişlerde 1 mt genişliğinde lavabo ve kalan yeri düz küçücük bir alandı. Bakın resimde iki kişinin zor sığdığı mutfaklardan birini görüyorsunuz. Bu dairede 5 kişi kaldık.
Eşlerimiz bu tezgahta yemek yapmak için sıraya girmek zorunda kalıyordu. İki kişinin yan yana zor sığdığı bu yerde üçüncü kişi beklemek zorunda kalıyordu. İftarda pek kullanmadığımız bu mutfağımsı yerler sahurda sorun oluyordu. Çünkü hepimiz aynı saatte kalkmak ve sahur yemeği yapmak zorunda kalıyordu. Bu tezgahta yer alan minik bir ocak 6 kişinin ihtiyacını karşılayacaktı. Komik ya da çocuk oyun oynar gibi...

Eşlerimiz bu tezgahta yemek yapmak için sıraya girmek zorunda kalıyordu. İki kişinin yan yana zor sığdığı bu yerde üçüncü kişi beklemek zorunda kalıyordu. İftarda pek kullanmadığımız bu mutfağımsı yerler sahurda sorun oluyordu. Çünkü hepimiz aynı saatte kalkmak ve sahur yemeği yapmak zorunda kalıyordu. Bu tezgahta yer alan minik bir ocak 6 kişinin ihtiyacını karşılayacaktı. Komik ya da çocuk oyun oynar gibi...

Ocaklardan bahsederken şunları da anlatamadan geçemeyeceğim. 2 bin hacının kaldığı Habiba otelde ocak sıkıntısı çekiliyordu. Diyanet 1000 ocak almış. Daha önceki umreciler ve hacılar kullana kullana bunların çoğu bozulmuş. Diyanet görevlisi kişinin söylediklerine bakarsak bir kısım ocaklar da ;İranlılar ya da Mısırlılar tarafından alınmışmış. Pek inanamadım. Kimsenin bu kullanılmış ocaklara ilgi göstereceğini sanmam. Odamızdaki ocak yanmıyordu. Kat görevlilerine söyledik. Bir başka ocak getirdi. O da ısıtmıyordu. Çalışıyor ama randıman vermiyordu. Bir kaç gün idare etmeye çalıştık. Olmadı. Yine görevlilere söyledik. Onlar resepsiyona iletmemizi istediler. Danışmadaki görevli otelin mühendis dedikleri onarımcıya gönderdi. O otel müdürüne, otel müdürü Diyanet görevlisine gönderdi. Diyanet görevlisi de "yok " dedi. Israr edince elimdeki bozuk ocağı yapması için tekrar onarımcıya götürdü. Yapmadılar. Dalga geçer gibiydiler.
Bu kez görevli ile küçük bir depoya gittik. 5-10 ocak vardı. Kimi yanmış , kimisinin kablosu kopmuş. İçlerinden birini alarak tekrar tamirciye gittik. Kabloyu yaptı. Aldım odama geçerek bizimkilerin istifadesine sundum. BİR OCAK İÇİN ABARTMIYORUM 40 DAKKA KOŞTURMUŞ OLDUM.

Umrede Otel rezaleti 2 - Görevli ülser oldu
2006 Ramazan umresinde yaşadığımız otel rezaletini anlatmaya devam ediyorum.
2006 Ramazan umresinde yaşadığımız otel rezaletini anlatmaya devam ediyorum.
Habiba oteldeyiz.
Bu otelde diğer bir sorun da çamaşır makinesi yoktu. Kirlenen çamaşırları lavabolarda yıkamak zorunda kaldık. Sorun bununla da bitmedi. Bu kez çamaşırları asacak yer yoktu. Otel idaresi bir kaç gün açtıkları terasa yıkanmış çamaşırları asmak için izin verdiler. Ama sonra "yasak" "itfaiye kızıyor" "belediye yasak etti" "adam düştü" gibi değişik gerekçelerle orayı da yasak etti. Kimi umreci çamaşırları merdiven korkuluklarına, kullanılmayan merdivenlere, hollere asarken de kimisi de odalarına asmak zorunda kaldı.
Diyanetten bir görevli bana şu müthiş aklı verdi." Dışarıda bir sürü kuru temizlemeci var. Çamaşırlarınızı orada yıkayıp kurutun" demez m. Akla bak hizaya gel. Bana çözüm vereceği yerde aklı veriyor. Cevaben " ben senin gibi zengin değilim. Parça başı 3-5 riyale bizim paramızla 1,5-2 YTL' ye çamaşır yıkatamam. " diye söylediğimi hatırlıyorum.
Aslında bana bu aklı veren hacıların huzur ve rahatı için Diyanet İşleri Bakanlığının görevlendirdiği müfettişlerinden (Refet Ecer)'in yanında oturan boşboğaz bir din görevlisiydi.
Diyanetten bir görevli bana şu müthiş aklı verdi." Dışarıda bir sürü kuru temizlemeci var. Çamaşırlarınızı orada yıkayıp kurutun" demez m. Akla bak hizaya gel. Bana çözüm vereceği yerde aklı veriyor. Cevaben " ben senin gibi zengin değilim. Parça başı 3-5 riyale bizim paramızla 1,5-2 YTL' ye çamaşır yıkatamam. " diye söylediğimi hatırlıyorum.
Aslında bana bu aklı veren hacıların huzur ve rahatı için Diyanet İşleri Bakanlığının görevlendirdiği müfettişlerinden (Refet Ecer)'in yanında oturan boşboğaz bir din görevlisiydi.
Yanına aldığı 3-5 din görevlisi ile bir odada toplanan Müfettiş bu görevliyi susturdu. Yaşadığımız tüm sorunlardan habersizmiş gibi davranıyordu. Ben yukarıda da yazdığım sorunları anlatmaya , hatta odaların yetersizliği yüzünden 11. katta bir kaç umrecinin koridorlarda yatmak zorunda kaldığını , üstüne üstlük dağıtılan kimlik kartlarının üzerindeki telefon numaralarının yanlışlığından ve çarşafların hiç değiştirilmediğinden , ocakların olmayışından, çamaşır makinesinin yokluğundan, yemek masasının olmayışından, mutfakların bulunmayışından bahsedince beyefendi çok şaşırdı.
Ya da şaşırmış gibi yaptı.
Hacıların otel sorununu çözebilmek için günlerdir strese giren ve gerçekten de tüm özverisiyle çalıştığını gördüğüm Nurullah bey bir hafta süreyle hastanede yatmasına sebep olan midesini tuta tuta yanımıza geldiğinde müfettiş bey ondan bu raporları tutmasını istedi. Artık hava gerginleşmişti.
Nurullah bey midesinin spazm geçirmesinden iki büklüm olduğu halde tekrar yanımız geldi. Sorunları o da dile getirdi. Bir kağıt kalem aldırarak ona adımı ve telefon numaramı vererek tüm sorunları ona ben yazdırttım. Evet, müfettiş bey o an Amerika'yı yeni keşfeder gibiydi. Bunlar hac ve umrede ortamı disipline etmek için maaş alıyordu. Tüm umreciler için orada görevliydiler. Artık aldıkları maaş ne kadar helaldir, Allah'ın Takdiridir

Habiba Otel Kapı Önüne Koydu
Ya da şaşırmış gibi yaptı.
Hacıların otel sorununu çözebilmek için günlerdir strese giren ve gerçekten de tüm özverisiyle çalıştığını gördüğüm Nurullah bey bir hafta süreyle hastanede yatmasına sebep olan midesini tuta tuta yanımıza geldiğinde müfettiş bey ondan bu raporları tutmasını istedi. Artık hava gerginleşmişti.
Nurullah bey midesinin spazm geçirmesinden iki büklüm olduğu halde tekrar yanımız geldi. Sorunları o da dile getirdi. Bir kağıt kalem aldırarak ona adımı ve telefon numaramı vererek tüm sorunları ona ben yazdırttım. Evet, müfettiş bey o an Amerika'yı yeni keşfeder gibiydi. Bunlar hac ve umrede ortamı disipline etmek için maaş alıyordu. Tüm umreciler için orada görevliydiler. Artık aldıkları maaş ne kadar helaldir, Allah'ın Takdiridir

Habiba Otel Kapı Önüne Koydu
Habiba otelden ayrılmamızda komedi mi desem kara mizah mı desem evlere şenlikti. Oteldeki süremiz bittiği için otel yönetimi odalardan bizi zorla çıkarttı. 12. katta kalan umreciler tüm elektriklerinin kesildiğini söylediğinde ortada görevli bulmak imkansızdı. Çünkü irtibat bürosu da kendi derdine düşmüş.
Onlar da otelden ayrılacaklardı. O gece otelde hiç bir Türk kalmayacaktı. Teravih namazını kılıp Mescidi haremden döndüğümüzde kafile başkanın gönderdiği haberle yemek bile yiyemeden odaları boşalttık. Herkes eşyasını alarak hole inecekti.

Saat 21.30 Kafile başkanı ve diğer görevliler bizi Medine'ye götürecek otobüsleri almak için 23.30 sıralarında gittiler. Bizler sefil gibi kapılarda beklemeye başladık. Gece yarısına doğru umreciler uyuklamaya, kimi yemek yemeye başladı. Otel önündeki rezalet anlatılır gibi değildi. Bu arada boşalttığımız odalara Mısırlıların geldiğini gördük.

5-6 otobüs Medine'den getirdikleri Mısırlı Müslümanları otelin önünde indirirken kapı önü ana baba gününe dönüyordu.
Saat 03.00 de Medine'ye gitmek için gelen otobüslere bindik..

BUNLAR NE BİÇİM OTEL (3) TAİBA OTEL MACERASI
Umrede bulunduğum dönemde kaldığımız üçüncü otel Medine'deki Taiba oteldi. Belirtilen şekliyle bu da lüks otellerdendi. Tuvaletler burada da alafranga... Mutfak büyüktü. İçerisinde çamaşır makinesi hatta çamaşır kurutma makinesi , büyük bir ocak büyük bir buzdolabı burada mevcuttu.
Mekke'deki otellere göre buradaki görevliler bize daha yakındı. Hizmetten kaçınmıyorlardı. Bu otele geldiğimizde yaşadığımız ilk şok. Oda anahtarları bize verildikten sonra çıktığımız odalarda karşılaştık. Tüm odalar doluydu.
Mısırdan gelen umreciler bizlere 6 saat sonra ya da bir gün sonra odaları boşaltacaklarını söylediklerinde Mekke'de yaşadıklarımız aklımıza geldi. Otel görevlileri odalarından çıkmayan Mısırlı umrecileri zorla çıkartmaya başladılar. Kimisinin bavullarını hole attılar, kimisini zor kullanarak ve bir kısmı da kendiliğinden boşalttılar
İkinci şokumuz odalar belirlenirken eşlerin birbirlerinden farklı dairelere yerleştirilmesi olmuştu. 3 kişilik yatakların olduğu yerlerde 4 kişi. Beş yataklı odalara 4 kişi . Evli bayan hacıların yanındaki odalara bekar erkek hacılar bekar erkek hacıların olduğu dairelere de evli erkek hacılar gibi karmakarışlık bir yerleştirilme çıkmıştı.
Bunların Ankara'dan o şekilde hazırlandığı, kendilerine o şekilde fakslandığı umrecilere kafile görevlileri tarafından ısrarla söylendi. Aralarında ben de olmak üzere bir çok hacı, tepki gösterdiği bu yerleştirme şeklini kendilerince yapmaya başladı. Grup görevlimiz bana ayarlayacaklarını söyleyerek beklememi söyledi.
O sırada cuma ezanı okunduğundan üzerimizdeki iki günlük kirli elbiselerle Mescidi nebeviye gitmek zorunda kaldım. Bir çok hacı koridorlarda beklemeye başladı.Oda kavgası yaptığım diye hacılarla aramdaki gerginlikte cabası.. Ben ve eşim otelin iki ucundaki odalardaydık. Yani 200 metre mesafe vardı diyebilirim.
Otel müdürü benim o halimi görünce grup görevlimize " neden eşleri ayrı yere koyduğunu , bunun vebal olduğunu, bu çifti bir araya getir" uyarısı yaptı.Akşama doğru benim odamda eşimin bulunduğu dairenin yanındaki daire oldu. 5 kişi aynı odada , yanımızdaki odada da 3 kişi kalıyordu.
Ve sekiz kişi aynı tuvaleti , aynı banyoyu, aynı buzdolabını, aynı çamaşır makinesini kullanmak zorunda kaldık. Eşimin olduğu dairede 18 kişi kalıyordu.
10 bayan hacı 5 erkek hacı aynı dairede kalıyordu Ancak son 12 günü geçireceğimiz bu otelde düzen asla sağlanmadı. Hacı sabır nakaratları sıkça söylendi. Her seferinde görevliler "hacı ağabey sabır.bak bir kaç gün sonra gideceğiz. 3-5 gün için idare etmemi söylediler. Hakkımı helal etmemi sık sık istediler.
Anlayacağınız otel rezaletinin bini bin paraydı.
YAZIKLAR OLSUN BU TÜR ORGANİZASYONU YAPANLARA .... Diyorum ki " HACCIN KENDİ SIKINTISI DIŞINDA HACIYA HİZMET ETMEKLE GÖREVLENDİRİLENLERİN YETERSİZLİĞİ , BİLGİSİZLİĞİ , SORUMSUZLUKLARI YÜZÜNDEN YAŞAMAK ZORUNDA KALDIĞIM SIKINTILARDAN MEYDANA GELEN ZOR ANLARIMI VE ONLARI ALLAHA HAVALE EDİYORUM. O HAKİMDİR , GÖRENDİR, BİLENDİR. "
Mekke'deki otellere göre buradaki görevliler bize daha yakındı. Hizmetten kaçınmıyorlardı. Bu otele geldiğimizde yaşadığımız ilk şok. Oda anahtarları bize verildikten sonra çıktığımız odalarda karşılaştık. Tüm odalar doluydu.
Mısırdan gelen umreciler bizlere 6 saat sonra ya da bir gün sonra odaları boşaltacaklarını söylediklerinde Mekke'de yaşadıklarımız aklımıza geldi. Otel görevlileri odalarından çıkmayan Mısırlı umrecileri zorla çıkartmaya başladılar. Kimisinin bavullarını hole attılar, kimisini zor kullanarak ve bir kısmı da kendiliğinden boşalttılar
İkinci şokumuz odalar belirlenirken eşlerin birbirlerinden farklı dairelere yerleştirilmesi olmuştu. 3 kişilik yatakların olduğu yerlerde 4 kişi. Beş yataklı odalara 4 kişi . Evli bayan hacıların yanındaki odalara bekar erkek hacılar bekar erkek hacıların olduğu dairelere de evli erkek hacılar gibi karmakarışlık bir yerleştirilme çıkmıştı.
Bunların Ankara'dan o şekilde hazırlandığı, kendilerine o şekilde fakslandığı umrecilere kafile görevlileri tarafından ısrarla söylendi. Aralarında ben de olmak üzere bir çok hacı, tepki gösterdiği bu yerleştirme şeklini kendilerince yapmaya başladı. Grup görevlimiz bana ayarlayacaklarını söyleyerek beklememi söyledi.
O sırada cuma ezanı okunduğundan üzerimizdeki iki günlük kirli elbiselerle Mescidi nebeviye gitmek zorunda kaldım. Bir çok hacı koridorlarda beklemeye başladı.Oda kavgası yaptığım diye hacılarla aramdaki gerginlikte cabası.. Ben ve eşim otelin iki ucundaki odalardaydık. Yani 200 metre mesafe vardı diyebilirim.
Otel müdürü benim o halimi görünce grup görevlimize " neden eşleri ayrı yere koyduğunu , bunun vebal olduğunu, bu çifti bir araya getir" uyarısı yaptı.Akşama doğru benim odamda eşimin bulunduğu dairenin yanındaki daire oldu. 5 kişi aynı odada , yanımızdaki odada da 3 kişi kalıyordu.
Ve sekiz kişi aynı tuvaleti , aynı banyoyu, aynı buzdolabını, aynı çamaşır makinesini kullanmak zorunda kaldık. Eşimin olduğu dairede 18 kişi kalıyordu.
10 bayan hacı 5 erkek hacı aynı dairede kalıyordu Ancak son 12 günü geçireceğimiz bu otelde düzen asla sağlanmadı. Hacı sabır nakaratları sıkça söylendi. Her seferinde görevliler "hacı ağabey sabır.bak bir kaç gün sonra gideceğiz. 3-5 gün için idare etmemi söylediler. Hakkımı helal etmemi sık sık istediler.
Anlayacağınız otel rezaletinin bini bin paraydı.
YAZIKLAR OLSUN BU TÜR ORGANİZASYONU YAPANLARA .... Diyorum ki " HACCIN KENDİ SIKINTISI DIŞINDA HACIYA HİZMET ETMEKLE GÖREVLENDİRİLENLERİN YETERSİZLİĞİ , BİLGİSİZLİĞİ , SORUMSUZLUKLARI YÜZÜNDEN YAŞAMAK ZORUNDA KALDIĞIM SIKINTILARDAN MEYDANA GELEN ZOR ANLARIMI VE ONLARI ALLAHA HAVALE EDİYORUM. O HAKİMDİR , GÖRENDİR, BİLENDİR. "
Erol Kara Umre Hatıraları - 13.10.2006


Yorumlar
Yorum Gönder