۞
| Dolar Euro Gr. Altın4.215 | 'a --:--:--
SON DAKİKA

Siteden Ziyaretçilerimize

Bir Davet ve Hatırlatma

Esirgeyen, bağışlayan, her şeye gücü yeten âlemlerin Rabbi Aziz ve Celil olan Allah’ın adıyla…

“Aralarında hüküm vermek üzere Allah’a ve Resulüne çağrıldıklarında müminlerin söyleyecekleri tek söz: ‘Dinledik ve itaat ettik’ demelerinden ibarettir. İşte felaha erenler ancak bunlardır.” (Nur, 51)

“Allah ve Resulü bir işe hüküm verdikleri zaman, erkek olsun kadın olsun hiçbir mümin için o işte başka bir tercih hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, şüphesiz apaçık bir sapıklıkla sapmış olur.” (Ahzâb, 36)

Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu ve mağfiretuhu. Hamd ve sena Allah’a, salat ve selam O’nun Resulü’ne, Resulü’nün ehline, ashabına, sevenlerine ve bütün müminlerin üzerine olsun.

“Ben Müslümanım” Demek Yeterli midir?

İnsanın yalnız diliyle Müslüman olduğunu söylemesi tek başına yeterli değildir. Çünkü iman, dil ile ikrarın yanında Allah’ın dinini fiilen yaşamak ve yaşatmakla kemale erer. Kur’an’da iman eden insanlar; din ahlakını yaşamak için çaba gösteren, gerektiğinde kendi menfaatinden fedakârlık eden, öfkesini tutabilen, bağışlayabilen, sabreden, Allah yolunda malını harcayan, ibadetlerini titizlikle yerine getiren ve adalet üzere duran kimseler olarak tarif edilir.

Bu özelliklerin hiçbiri yalnız sözle yerine gelmez. “Ben çaba gösteriyorum” demek, gerçekten çaba göstermeden anlam taşımaz. Bu nedenle “Ben Müslümanım” demek bir başlangıç olabilir; fakat gerçek iman, Allah’ın hükümlerini hayatın tamamına tatbik etmekle mümkün olur.

Bugün İslam Yaşanıyor mu?

“Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve ‘Gerçekten ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet, 33)

Bugün dünya ve Türkiye ölçeğinde konuştuğumuzda, Kur’an-ı Kerim’de bildirilen İslam’ın bütün yönleriyle yaşandığını söylemek zordur. İslam denildiğinde yalnız bazı şekli uygulamaları değil, sahabeyi saadete ulaştıran bütünü anlamak gerekir. Sahabe, Kur’an’ın tamamına iman etti ve hayatının tamamında onu tatbik etti.

Asıl sorun, hayatı dönüştüren bazı büyük emirlerin hayattan koparılmış olmasıdır. İnsanları dünya ve ahiret saadetine götürecek hükümler terk edildiğinde, geriye yalnız isim kalır; ruh kaybolur.

Bir İhanetin Sonuçları

Bugün faiz, zina, fuhuş, hırsızlık, alışverişte hile, ticarette hile, emanete ihanet ve aile yapısını bozan nice yanlışlar hayatı kuşatmış durumdadır. Müslüman olduğunu söyleyen pek çok insan, Kur’an’ın emirleriyle ve sünnetin ölçüsüyle bağını zayıflatmış; şekil ile hakikati birbirine karıştırmıştır.

Kıyafetimizden dilimize, alışkanlıklarımızdan düşünce biçimimize kadar pek çok alanda özümüzden uzaklaştırıldık. Oysa bir milletin kültürünü kontrol etmek, onun dilini ve manevi değerlerini zayıflatmakla mümkün olur.

Müslümanım diyen insan; camiyle, Kur’an’la, fıkıhla, hadisle ve kendi inanç geçmişiyle bağ kurmadıkça yalnız iddiada kalır. İddia ile hakikat arasında ise çok büyük bir fark vardır.

Taklidi İman ve Tahkiki İman

İnanmanın yollarından biri taklittir. İnsan ailesini, çevresini ve gördüklerini örnek alarak bir inanç zemini edinir. Müslüman bir ailede büyüyen çocuk, çoğu zaman önce taklit yoluyla Müslüman olur. Ancak bu iman, delille ve ilimle güçlendirilmezse zayıf kalabilir.

Körü körüne taklit edilen iman, özellikle bu çağın fitneleri karşısında kolayca sarsılabilir. Buna iman-ı taklidi denir.

Buna karşılık iman-ı tahkiki, insanın iman esaslarını delilleriyle öğrenmesi, ibadetle bunu koruması ve hakikati bilinçle benimsemesidir. Böyle bir iman sarsılmaz, sönmez; en şiddetli dalalet rüzgârları karşısında bile ayakta kalır.

Son Söz

Ey Müslüman, titre ve kendine dön. Taklidi imandan uzak dur. İnancına, geçmişine ve değerlerine sahip çık.

Muhakkak ve şüphesiz doğruyu ancak Allah bilir.

EROL KARA / @dinierk