2011 Umre Yolculuğuna Niyet Ettim
Kaydınızı yaptırdınız mı diye sordu. Yok, paramı denkleştiriyorum, sanırım günü var daha diye cevap verdiğimde. Siz önce kaydınızı yaptıracaktınız. Kontenjan yeter mi yetmez mi bilemem dedi. Şaşırmıştım. Broşürde böyle bir şeyden söz edilmiyordu. Ne kontenjanı hacca gitmiyorum ki diye söylendim. 24 Mayısa kadar süre var dedim. Telefonun öbür ucunda bulunan şahıs yanındakine Normal 6. tur için kontenjan var mı dedi. Kısa bir sessizlikten sonra bana dönerek. “Siz bir an önce müracaat edin. Parayı sonra da ödersiniz. Yoksa yer kalmayabilir dedi. Bu şekilde olur mu diye sordum. Olur, en yakın müftülüğe gidin kayıt yaptırın dedi.
Müftülüğe umre kaydımı yaptırmaya gidiyorum - 11 MAYIS 2011
Bu sabah erkenden İlçe Müftülüğüne gittim. Müftülük yeni yapılanan ilçede diğer kurumlarla aynı binanın 5. katında idi. Asansörler çalışmadığından hem heyecanla hem de hızlı bir şekilde merdivenlerden çıkmaya başladım. Müftülüğe girdiğimde nefes nefese kalmıştım. Geliş sebebini söyledim. İlgilendiler. Kaydım yapıldı. 24 Mayısa kadar ödemeyi bankaya yapmamı ve gerekli evrakları hazırlayıp dekontlarla birlikte getirmemi istediler.
Umre Parasını Yatırıyorum - 13 Mayıs 2011
Elimdeki Türk Liralarını Avro’ya çevirmek için Kapalıçarşı’ya gittim. İstanbul’da dövizi en hesaplı alacağınız yer burasıdır. Birçok döviz bürosunun fiyatlarını kontrol ettim. Her adımda da Avronun satış fiyatı 1-2 kuruş artıyordu. Daha fazla vakit kaybetmeden bir dövizciye girerek elimdeki Türk Lirasını Avroya çevirdim. Burada anlayamadığım bir şey vardı. Türkiye Cumhuriyetinin bir kurumu ödemelerini neden Türk
Lirası üzerinden kabul etmezdi. Merkez Bankasının alış satış kuru üzerinden o günkü rakam ne ise belirlersin, gider öder. Hem TL değer kazanmış olur hem de Avro veya Dolara talep fazla olmaz.
Ve Müftülüğün verdiği kâğıtta yazılı Vakıflar Bankasına gittim. Bankada 15 dakşka sonra sıram gelmişti. Bankanın kapanmasına da 7 dakika kalmıştı. Elimde bulunan Müftülüğün yazdığı kağıdı memura uzattım. Memur bunda hesap numarası yazılı değil dedi. Diyanetin umre hesabına yatıracaksınız dediğimde. Biz de böyle bir hesap yok. Diyanetinde bir sürü hesabı var diye cevap verdi.
Hemen müftülüğü aradım. Telefona çıkan şahıs bana ne dese beğenirsiniz. Siz sadece ilçemizdeki Vakıflar bankasının söylediğimiz şubesine yatırabilirsiniz. Onlar sizden havale ücreti alır “dedi. Şaşırdım. Bu nasıl mantık anlayışıdır.
Koskoca Diyanet İşleri Başkanlığının umre ya da hac paralarını yatırmak için bir ortak hesabı olmaz mıydı? Vatandaş nerede isterse orada bulunan şubeye gider, parasını rahatlıkla yatırır. Çok saçma bir uygulamaydı. Oysa hac ön kayıtları yapılırken yatırılacak 15 TL lik ücretler için Başkanlık birçok banka birçok hesap numarası vermişti. Umrede neden böyle bir uygulama yapmıştı, çok şaşırdım. Neyse, müftülük memuru "size IBAN numarası vereyim.
Oraya yatırmaya çalışın. Yatırırken de ilçe müftülüğü hesabına diye belirttirin” dedi. Banka memuru hesabı kontrol etti. “Buna havale parası vermeden yatırabilirsiniz” dedi. İşlemleri yaptı. Parayı müftülüğün hesabına yatırmış oldum. Ödeme makbuzlarını alarak bankadan çıktığımda saat 17:15 i geçiyordu.
Demek ki müftülüğün memuru banka hesaplarına aynı bankanın herhangi bir şubesinden yatırılabileceğini bilemiyordu. Zira bankaların bir uygulaması hesap sahibi kendisi yatırmadığı takdirde hesabın olduğu şube de dahi olsanız havale parasını milletten çatır çatır alıyor. Ancak devletin bir kurumuna böyle bir uygulamayı yakıştıramadım. Dilerim Diyanet bu yazılanları okur da bundan sonraki umre ödemelerini vatandaşa zulüm olmayacak duruma getirir.
Hatta ödemelerin Avro ya da Dolar değil Türk Lirası olarak bankaya yatırılmasını dikkate alır..
Lirası üzerinden kabul etmezdi. Merkez Bankasının alış satış kuru üzerinden o günkü rakam ne ise belirlersin, gider öder. Hem TL değer kazanmış olur hem de Avro veya Dolara talep fazla olmaz.
Ve Müftülüğün verdiği kâğıtta yazılı Vakıflar Bankasına gittim. Bankada 15 dakşka sonra sıram gelmişti. Bankanın kapanmasına da 7 dakika kalmıştı. Elimde bulunan Müftülüğün yazdığı kağıdı memura uzattım. Memur bunda hesap numarası yazılı değil dedi. Diyanetin umre hesabına yatıracaksınız dediğimde. Biz de böyle bir hesap yok. Diyanetinde bir sürü hesabı var diye cevap verdi.
Hemen müftülüğü aradım. Telefona çıkan şahıs bana ne dese beğenirsiniz. Siz sadece ilçemizdeki Vakıflar bankasının söylediğimiz şubesine yatırabilirsiniz. Onlar sizden havale ücreti alır “dedi. Şaşırdım. Bu nasıl mantık anlayışıdır.
Koskoca Diyanet İşleri Başkanlığının umre ya da hac paralarını yatırmak için bir ortak hesabı olmaz mıydı? Vatandaş nerede isterse orada bulunan şubeye gider, parasını rahatlıkla yatırır. Çok saçma bir uygulamaydı. Oysa hac ön kayıtları yapılırken yatırılacak 15 TL lik ücretler için Başkanlık birçok banka birçok hesap numarası vermişti. Umrede neden böyle bir uygulama yapmıştı, çok şaşırdım. Neyse, müftülük memuru "size IBAN numarası vereyim.
Oraya yatırmaya çalışın. Yatırırken de ilçe müftülüğü hesabına diye belirttirin” dedi. Banka memuru hesabı kontrol etti. “Buna havale parası vermeden yatırabilirsiniz” dedi. İşlemleri yaptı. Parayı müftülüğün hesabına yatırmış oldum. Ödeme makbuzlarını alarak bankadan çıktığımda saat 17:15 i geçiyordu.
Demek ki müftülüğün memuru banka hesaplarına aynı bankanın herhangi bir şubesinden yatırılabileceğini bilemiyordu. Zira bankaların bir uygulaması hesap sahibi kendisi yatırmadığı takdirde hesabın olduğu şube de dahi olsanız havale parasını milletten çatır çatır alıyor. Ancak devletin bir kurumuna böyle bir uygulamayı yakıştıramadım. Dilerim Diyanet bu yazılanları okur da bundan sonraki umre ödemelerini vatandaşa zulüm olmayacak duruma getirir.
Hatta ödemelerin Avro ya da Dolar değil Türk Lirası olarak bankaya yatırılmasını dikkate alır..
Kesin Kayıt ve Aklıma Takılanlar
Kesin Kayıt ve Aklıma Takılanlar - 18 Mayıs 2011
Tüm evraklarımı temin ederek sabah ilk işim Müftülüğe giderek teslim etmek oldu. Saat 09:00 civarında girdiğim Müftülükte memurların kahvaltı için bir odada toplandıklarını görünce mesai saatinin başlayıp başlamadığını sordum. 08:30 da başladıklarını öğrendim (!)
Elimdeki tüm evrakları ofiste tek başına oturan, daha önce ilk kaydımı yapan memurun yönlendirdiği ve kahvaltıya iştirak
etmeyen diğer memura teslim ettim.
Bana "bırakın tamamdır " deyince "isterseniz kontrol edelim Eksiğim olmasın" dedim. Sanırım bu konuda acemi biriydi ya da kulaktan dolma bilgi sahibi idi. Elimde daha önceden verilen liste ile kontrol ettirerek kendisine tek tek evraklarımı verdim. "Evraklar tamam gidebilirsiniz , sizi beraber gideceğiniz kafile başkanı arayacak" dedi. "Bana bu belgeleri aldığınıza dair belge vermeyecek misiniz" diye sorduğumda "böyle bir uygulamamız yok" dedi. "Olur mu ama bunları size teslim ettiğimi nasıl ispatlayacağım. Size evrak gelince nasıl alıyorsunuz " diye sordum. "Evrak kayıt numarası veriyoruz" dedi. "O zaman bunu da kaydedin ya da bana evrakları eksiksiz aldığınıza dair yazı verin" dedim. "Böyle bir şey bugüne kadar yapmadık ama size vereyim" diyerek bilgisayardan aldığı çıktıya belgeleri aldığına dair yazı yazıp verdi. "Broşürde umreciye verilecek malzemeler vardı , vermeyecek misiniz" dediğİmde. "Onu biz değil kafile başkanınız size telefon edecek. Toplantı yapacaksınız. O toplantıda size verecek" dedi. Ben bu kez " İyi ama orada umre bilgileri var, dualar var. onların daha önce verilmesi , gidecek olanların onları okuyup öğrenmesi lazım olmayacak mı. Giderken verilince espirisi kalmaz ki" dediğimde "haklısınız ama uygulama bu şekilde" dedi.
"Hayırlı olsun" temennisiyle müftülükten ayrıldım.
Kafile başkanının telefonunu ve yapacağımız toplantıyı, çıkacağım mübarek yolculuğun hayaliyle evime döndüm.
Aklıma takılanlar
4 - Aşı yapılacak yerler her ilçede neden yok. Ya da Müftülüklerin bulunduğu yerlerdeki en yakın Sağlık ocağında veya ilçelerin merkezindeki sağlık ocaklarında yaptırılmıyor. İstanbul'da Avrupa yakasında sadece 8 yerde ( Fatih - Sarıyer - Küçükçekmece - Büyükçekmece - Eyüp - Bakırköy - Şişli ) Anadolu yakasında ise 5 yerde ( Kartal - Maltepe - Ümraniye - Üsküdar - Sultanbeyli) aşı yaptırma imkanı var. Yaşlı insanlar kilometrelerce yol kat ederek aşı olma zorunda bırakılmamalıdır. İstanbul'un müftülüğünün web sitesindeki aşı yapılacak yerlerin listesi ile İl Sağlık Müdürlüğünün sayfasındaki listeyle birebir aynı değil. İl Müftülüğünde bazı adresler yanlış verilmiş. Bu tür bilgilerin güncellemelerinin sıkça yapılması lazım değil mi. ?
Bu konunun burada yazılmasının yeterli olmadığını düşünerek hac ve umre ibadetinin daha güzel olması için sürekli çaba gösteren Hac Dairesi Başkanlığına gönderdiğimiz mektubumuza gelen nazik cevabı da sizlerle paylaşmak istedim

Kesin Kayıt ve Aklıma Takılanlar - 18 Mayıs 2011
Tüm evraklarımı temin ederek sabah ilk işim Müftülüğe giderek teslim etmek oldu. Saat 09:00 civarında girdiğim Müftülükte memurların kahvaltı için bir odada toplandıklarını görünce mesai saatinin başlayıp başlamadığını sordum. 08:30 da başladıklarını öğrendim (!)
Elimdeki tüm evrakları ofiste tek başına oturan, daha önce ilk kaydımı yapan memurun yönlendirdiği ve kahvaltıya iştirak
etmeyen diğer memura teslim ettim.
Bana "bırakın tamamdır " deyince "isterseniz kontrol edelim Eksiğim olmasın" dedim. Sanırım bu konuda acemi biriydi ya da kulaktan dolma bilgi sahibi idi. Elimde daha önceden verilen liste ile kontrol ettirerek kendisine tek tek evraklarımı verdim. "Evraklar tamam gidebilirsiniz , sizi beraber gideceğiniz kafile başkanı arayacak" dedi. "Bana bu belgeleri aldığınıza dair belge vermeyecek misiniz" diye sorduğumda "böyle bir uygulamamız yok" dedi. "Olur mu ama bunları size teslim ettiğimi nasıl ispatlayacağım. Size evrak gelince nasıl alıyorsunuz " diye sordum. "Evrak kayıt numarası veriyoruz" dedi. "O zaman bunu da kaydedin ya da bana evrakları eksiksiz aldığınıza dair yazı verin" dedim. "Böyle bir şey bugüne kadar yapmadık ama size vereyim" diyerek bilgisayardan aldığı çıktıya belgeleri aldığına dair yazı yazıp verdi. "Broşürde umreciye verilecek malzemeler vardı , vermeyecek misiniz" dediğİmde. "Onu biz değil kafile başkanınız size telefon edecek. Toplantı yapacaksınız. O toplantıda size verecek" dedi. Ben bu kez " İyi ama orada umre bilgileri var, dualar var. onların daha önce verilmesi , gidecek olanların onları okuyup öğrenmesi lazım olmayacak mı. Giderken verilince espirisi kalmaz ki" dediğimde "haklısınız ama uygulama bu şekilde" dedi.
"Hayırlı olsun" temennisiyle müftülükten ayrıldım.
Kafile başkanının telefonunu ve yapacağımız toplantıyı, çıkacağım mübarek yolculuğun hayaliyle evime döndüm.
Aklıma takılanlar
1 - Umre ya da hac kaydını yaptıranlar pasaport gibi kıymetli evrak başta olmak üzere zaman ve emek harcayarak yaptırdığı aşı kağıdı, fotoğraflar, nüfus örneği gibi evrakları teslim ettiğinde alındı belgesi almadığında ve bunların bir ya da bir kaçı kaybolduğunda bunun sorumlusu kim olacak. ? 2 - Umre ya da hacca gidenlere verilmesi gereken malzemeler kesin kayıt yaptırıldığında neden verilmez. Umre ya da hac bilgileri içeren cd ve kitapları okuyarak zamanı varken okusa, izlese kendisini kısmen hazırlasa toplantılarla da bu bilgilerini pekiştirse daha iyi olmaz mı ?
3 - Bankaya yatırılacak paraların Diyanetin belirlediği banka ve hesap numaralarına Türkiyenin her yerinden havale parası ödettirilmeden hatta kendi evinden EFT yoluyla verilecek hesap numaraları neden tespit edilmez de müftülüğün bulunduğu yerdeki şubeye gitmesi zorunlu bırakılır.

07.06.2011 TARİHLİ TÜRKİYE GAZETESİNDE BEHÇET FAKİHOĞLU AŞI SORUNUNA
KÖŞESİNDE YER VERDİ
3 - Bankaya yatırılacak paraların Diyanetin belirlediği banka ve hesap numaralarına Türkiyenin her yerinden havale parası ödettirilmeden hatta kendi evinden EFT yoluyla verilecek hesap numaraları neden tespit edilmez de müftülüğün bulunduğu yerdeki şubeye gitmesi zorunlu bırakılır.
KÖŞESİNDE YER VERDİ
4 - Aşı yapılacak yerler her ilçede neden yok. Ya da Müftülüklerin bulunduğu yerlerdeki en yakın Sağlık ocağında veya ilçelerin merkezindeki sağlık ocaklarında yaptırılmıyor. İstanbul'da Avrupa yakasında sadece 8 yerde ( Fatih - Sarıyer - Küçükçekmece - Büyükçekmece - Eyüp - Bakırköy - Şişli ) Anadolu yakasında ise 5 yerde ( Kartal - Maltepe - Ümraniye - Üsküdar - Sultanbeyli) aşı yaptırma imkanı var. Yaşlı insanlar kilometrelerce yol kat ederek aşı olma zorunda bırakılmamalıdır. İstanbul'un müftülüğünün web sitesindeki aşı yapılacak yerlerin listesi ile İl Sağlık Müdürlüğünün sayfasındaki listeyle birebir aynı değil. İl Müftülüğünde bazı adresler yanlış verilmiş. Bu tür bilgilerin güncellemelerinin sıkça yapılması lazım değil mi. ?
Bu konunun burada yazılmasının yeterli olmadığını düşünerek hac ve umre ibadetinin daha güzel olması için sürekli çaba gösteren Hac Dairesi Başkanlığına gönderdiğimiz mektubumuza gelen nazik cevabı da sizlerle paylaşmak istedim
Heyecan had Safhada - Günler geçmiyor
Umre için gün saymaya devam ederken kulaklarımız gelecek bir telefonu beklemekte. Umre öncesi kafile başkanı ve grup hocalarıyla, rehberlerimizle tanışmanın heyecanının yanısıra yapılacak toplantının merakı da içerimizde en az Haremeyn'e ulaşmanın heyecanı ile sürmektedir. Bu arada boş durmamaktayız ve kutsal yerleri gezmeye devam ediyoruz.
5 Haziran 2011 günü restorasyon nedeniyle kapalı olduğunu bilmemize rağmen ensarın en kıymetlisi İstanbul'umuzun manevi bekçilerinden Eba Eyyup El Ensari hazretlerinin Eyüp Sultan ilçesindeki türbesine gittik. Geçtiğimiz haftalarda diğer sahabeleri ziyaret etmiş , dönüşte yine uğradığımız bu kutsal yere bir kez daha gitme isteği gönlümüzde hasıl olunca kendimizi tutamadık. Ve yola koyulduk.
Eyüp Sultan'dayım. Medine'nin küçük bir kopyası gibi gördiğim avluda dolaşırken türbenin çevresini sarmış devasa sunta levhalar dikkatimi çekti. Her bir yanını suntalarla çevirmişler. Yine de yoğun bir ziyaretçi akını var. Suntaların önünde irili ufaklı gruplar elleri havada huşu içinde dua etmekteler. Bir kenara geçip duamızı yaptık. İkindi namazına 50 dakika kalmıştı. Güneşin altında avare dolaşacağıma camiinin içinde oturup hem tefekkür , hem zikir yapıp namazı beklerim düşüncesiyle içeriye girdim. Erkeklerin kullandığı alana giren başörtülü - başörtüsüz , uzun etekli , kısa etekli, yarı açık , tesettürlü küçük büyük , sünnet elbiseli , şortlu insan kalabılığı.. Bir kaç ötede namaz kılan insanlar ve uğultu. Cami adabına yakışmayan ne kadar durum varsa avluda olduğu gibi içeride de aynı. Çok üzüldüğüm bu manzara karşısında ne kadar üzülsem de ön tarafa , mihrabın olduğu yöne ilerledim. Erken olduğu için bir kaç kişi vardı. Henüz yerime oturmuştum ki bir kişinin sohbet vermek için hazırlık yaptığını gördüm.
Buna sevinmiştim.
Nasipte bir sohbetten yararlanmam da varmış. Hamd ederek yerime oturdum. Sohbeti dinlemekten, ilim sofrasında oturmaktan çok memnun olmuştum. Bu bir lütuf idi.
Orta yaşlı vaiz sohbet konusunun misafiri olduğumuz Ebu Eyyup El Ensari'ninin naklettiği hadisi şeriflerden birinden bahsedeceğini söyledi.
Nasipte bir sohbetten yararlanmam da varmış. Hamd ederek yerime oturdum. Sohbeti dinlemekten, ilim sofrasında oturmaktan çok memnun olmuştum. Bu bir lütuf idi.
Orta yaşlı vaiz sohbet konusunun misafiri olduğumuz Ebu Eyyup El Ensari'ninin naklettiği hadisi şeriflerden birinden bahsedeceğini söyledi.
"Medine-i Münevvere’yi mübarek yapan burada bulunan Mecid-i Nebevi, Hücre-i Saadet, Ravza-i Mutahhara ve diğer mübarek mekânlardır. İşte Eyüp Sultan Camii’ni de aziz kılan ve cazibe merkezi haline getiren de burada yatan ve buraya adını vermiş olan Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleridir." diye başlayan sohbet Hz. Eyubun bildirdiği hadisin açıklamalarıyla devam etti.
Evet, manevi bir hediye ile namazdan çıkarak evimizin yolunu tuttuk.
EYUP SULTAN CAMİ MİHRABI
EYUP SULTAN CAMİ MİHRABI
EYUP SULTAN CAMİ MİHRABI
Haber geldi... Yolcuyuz inşaallah
Ve nihayet beklenen ilk telefon geldi
8 Haziran 2011 günü saat 22.00 civarında çalan telefonu açtım. Bir erkek sesi selam vererek umre yolculuğumuz için aradığını söyledi. Umreye gidecek aile bireylerinin adını sıraladıklatan sonra 11 Haziran günü Beyazıt Camiinde öğle namazı sonrası toplantımız olduğunu, kendisinin grup sorumlusu olarak aradığını , Diyanet tarafından verilecek hediyelerin ve tanışma toplantısı yapılacağını belirtti. Yolculuğumuzun da 15 Haziran günü 05.40 uçağı ile olacağını belirtti.
İnşaallah diyerek mukabele ettik. Adının Arif Küçükbenli olduğunu söyledi. Görüşmek üzere selametleşerek telefonu kapattık.Hayırlısı artık diyerek cumartesi gününü belemeye başladım.
Kutlu Yolculuk - 2011 Umre Günlüğü
Yorumlar
Yorum Gönder