Hicret , İnsanlığın Merkezine Yolculuğun Adıdır
Muhterem Müslümanlar!
Esirgeyen, bağışlayan, kullarına ve yarattıklarına karşı çok merhametli olan Allah'ın adıyla
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; onlara kucak açıp yardım edenler var ya! İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir lütuf vardır.” (Enfâl Suresi, 8/74)
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; onlara kucak açıp yardım edenler var ya! İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir lütuf vardır.” (Enfâl Suresi, 8/74)
Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4.)
Muharrem ayına yaklaştığımız bu günlerin feyzi ve bereketi hepimizin üzerine olsun. Allah-u Teala nasip eylesin , ömür versin hicri yılımızın 1448. yılını görmeyi hepimize nasip eylesin.
Şimdiden hicri yeni yılımızın tüm İslam alemine mübarek olmasını diliyor, yeni yılımızı kutluyorum
Şimdiden hicri yeni yılımızın tüm İslam alemine mübarek olmasını diliyor, yeni yılımızı kutluyorum
Aziz Cemaat.. Değerli Müslümanlar..
Konumuz Muharrem ayının en önemli olaylarından sadece birisi olan Hicret'tir. Hicret deyince Müslümanların ilk aklına gelen de sevgili peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa salli aleyhi ve sellem efendimizin kıymetli arkadaşı, cennetle müjdelenen 10 kişiden biri olan ve aynı zamanda kayınpederi Hazreti Ebubekir ( Allah ondan razı olsun) ile birlikte Mekke'den Medine'ye yaptığı büyük ve kutlu yolculuktur
Biz bu dersimizde bu konudan bahsetmeyeceğiz.
Bizim hicretimiz hepimizin yapması gereken ya da yaptığı hicret konusudur. Günümüz Müslümanlarının , sizin, bizim yapmamız gereken en önemli konularından kendi nefsimize yapacağımız hicrettir. Bizim yapacağımız maneviyata, ihlasa, insanlığa, güvene, iyiliğe, ilime, bilime, fakirin, yoksulun gönlüne, darda kalmışa, yolda kalmışa, hastaya, mağdur insanlara , mağdur kalan yurtlara hicret olacaktır.
İlme, ilim öğretmeye hicret eden öğretmenlerimiz, doktorlarımız, ilim öğrenmeye yurt içinde yurt dışında öğrenim görmeye giden öğrencilerimizin hicreti vardır. Vatanı korumak için gerektiğinde yurt dışında görev yapan askerlerimizin hicreti vardır. Dini için , Allah'ın affı için Kabe yoluna düşen, kendisini düzeltmek, tevbe istiğfar etmek için, Allah'ın emri doğrultusunda Kabe'ye giden kardeşlerimizin hicreti vardır. İçimizde ömrü boyunca yaptığı günahların altında ezilen insanlarımızın secdeye varırken yaptığı hicreti vardır, Günahlardan arınmak için Allaha hicret edenlerimiz vardır.
Sohbetimizin başında dile getirdiğimiz ayeti kerimde Cenabı Allah'ın buyurduğu gibi, "İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; onlara kucak açıp yardım edenler var ya! İşte onlar gerçek müminlerdir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir lütuf vardır.” Bu büyük müjde hicret edenlere ve hicret edenlere destek olanlara gelmiştir. Allah'ın bağışlamasına, lütfuna kim nail olmak istemez ki. Bakın burada bir ince nokta vardır.
Bu ayeti kerimdeki müjde, Bir rahat yaşam için, daha çok kazanmak için, daha fazla ve özgürce hayatı bulabilmek düşüncesindeki bir akıl ile bir ülkeden diğer bir ülkeye gelenleri kapsamamaktadır. Çünkü, böyle bir düşüncede Allah'ın rızası yer almamaktadır.
Burada söz edilen, müjdesi verilen, Allah yolunda yapılan, Allah rızası için yapılan hicretler içindir.. Yoksa şu ülkeden, bu ülkeye, falan yerden filan yere kişisel arzularını , nefislerini, dünyalık için ülke değiştirenleri kapsamıyor. Bunlar hicret etmiş değillerdir. Hicretin Allah'ın rızası için insanlığın kurtuluşuna, İslam'ın yaygınlaşmasına, ilmin artırılmasına, mağdurların daha iyi bir yaşama kavuşması için onlara destek olmak için yapılan yani her adımında Allah'ın rızasını kazanmak için yapılan hicretlere düşenler bu müjdeye nail olacaktır.
Ayetin devamında ne diyor, Allahu Teala" Allah yolunda cihad edenlere kucak açıp yardım edenler var ya" İşte sadece Allah'ın rızasını gözeterek hicret edenlere destek olmak isteyenlere de bu müjdeden nasip vardır.
Okumuş olduğumuz hadisi şerifte de buna bağlı olarak hicret eden, memleketinden uzaklara giden her Müslümanın muhakkak surette "eliyle, diliyle" kimseye zarar vermemesi yatmaktadır. Sadece onlara mı aynı ülkede, aynı şehirde, aynı mahallede, aynı köyde kendi ailesine, kendi komşusuna, kendi halkı olsun olmasın her insana "eliyle, diliyle" zarar vermemesi gerekir. Bugün çarşı pazar, işyeri olsun komşuluk olsun, sokaktaki insandan makam mevki sahiplerine kadar herkes birbirine zarar verme yarışında kalınca hangi af ve mağfiretten bahsedelim. Hangi cennetten bahsedelim. Hangi günahımızla Allah-u Teala'nın huzuruna varmaktan söz edelim.
Resullulah'ın (Ve'l-müslimü men selime'l-müslimûne min lisânihî ve yedihî) “Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların (insanların) zarar görmediği kişidir." ya da buna benzer bir hadiste (Men eminehü'nnâsu alâ emvâlihim ve enfüsihim) "Mü'min, insanların malları ve canları konusunda kendisine güvendiği kimsedir." buyurması hepimize bir uyarıdır.
Bu şekilde davranmak her bir Müslümanın ilk görevi olmalıdır.
"Falan yapıyor, Filan yapıyor, ben enayi miyim, ben kendimi neden ezdireyim" deyip de yoldan çıkmak değil, doğru yolda yürümektir ki, bu şekilde davranmak için nefis hicretinde bulunmalıyız. Kötülükten iyiliğe hicret etmeliyiz. Düşmanlıktan dostluğa hicret etmeliyiz. Kandırmaktan, kazıklamaktan, aldatmaktan iyiliğe, insanlığa, yardıma, dürüstlüğe hicret etmeliyiz.
Hicret insanlığa yürümektir. Hicret Allah'ın emirlerine rıza gösterecek, emirlerini yerine getirecek bir İslami yürüyüşe göç etmektir. Allah'ın yoluna gitmektir. Asıl hicret bir insanın günahlarından vazgeçip, günahları terk ederek Allaha yönelmesidir.
Hicretiniz mübarek olsun..
Vesselam
Erol Kara - @Dinierk için hazırladı
YAZAR : EROL KARA (YAZAR)


Yorumlar
Yorum Gönder