
711 yılında Kuzey Afrika’dan gelip, Cebelitarık Boğazından geçtikten sonra, Vizigot Krallığı’nı mağlup eden Tarik bin Ziyad komutasındaki Emevi ordusu, İber Yarımadası’na (bugünkü İspanya ve Portekiz)'e Başkentine Kurtuba ülkeye de Endülüs adı vererek, zaman içerisinde Endülüs Emevî Devleti’ni kurar.
Müslümanlar, Vizigot Krallığı’nın baskılarından bıkmış olan yerli halkın desteğini de alarak kısa sürede bütün yarımadayı fethetmiş ve Pirenelere kadar ilerleyerek Fransa sınırına yaklaşmıştır.
Avrupa Orta Çağ karanlığında boğulurken, felsefe, tıp, astronomi, matematik ve mimaride büyük ilerlemelerin kaydedildiği, dönemin en büyük bilim, kültür ve sanat merkezlerinden biri hâline geldiği, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudilerin birlikte barış içinde yaşadığı bir ülke olur, Endülüs...
Ve her yükselişin bir sonu olduğu gibi, Endülüs'te iç ve dış düşmanların varlığı ile bölüne bölüne bir sona doğru ilerlerken Katolik İspanya Krallıkları (Kastilya, Aragon) yavaş yavaş ilerleyerek Müslüman toprakları geri almaya başlar
250 yıl boyunca Müslümanların idare ettiği başkent Gırnata'da sonunda ,1492'de, Kraliçe Isabel ve Kral Ferdinand önderliğindeki Katolik İspanya tarafından ele geçirilir. Böylece İber Yarımadası’ndaki 781 yıllık Müslüman varlığı sona erer.
Zamanla, burada yaşayan Müslümanlar zorla vaftiz edilmeler, cami kapatmalar ve kültürel baskılarla karşılaşır.
Bu süreçte “vaftizli Müslümanlar” yani "Moriskolar" doğar. Moriskolar, 1492'de Endülüs'ün Hristiyanların eline geçmesinden sonra zorla Hristiyanlaştırılan Müslümanlardır.
İspanyol kaynakları bu şekilde baskıyla Hristiyanlaştırılan Moriskolar için “yeni Hristiyanlar”
anlamına gelen “cristianos nuévos” ifadesini kullanarak eskiden beri Hristiyan olan halktan
ayırmaktadır. 1497 yılından itibaren Moriskoların Hristiyanlaştırılması için bazı yasaklar konuldu. Bunlar arasında şunlar zikredilebilir:
Müslümanlar, Vizigot Krallığı’nın baskılarından bıkmış olan yerli halkın desteğini de alarak kısa sürede bütün yarımadayı fethetmiş ve Pirenelere kadar ilerleyerek Fransa sınırına yaklaşmıştır.
Avrupa Orta Çağ karanlığında boğulurken, felsefe, tıp, astronomi, matematik ve mimaride büyük ilerlemelerin kaydedildiği, dönemin en büyük bilim, kültür ve sanat merkezlerinden biri hâline geldiği, Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudilerin birlikte barış içinde yaşadığı bir ülke olur, Endülüs...
Ve her yükselişin bir sonu olduğu gibi, Endülüs'te iç ve dış düşmanların varlığı ile bölüne bölüne bir sona doğru ilerlerken Katolik İspanya Krallıkları (Kastilya, Aragon) yavaş yavaş ilerleyerek Müslüman toprakları geri almaya başlar
250 yıl boyunca Müslümanların idare ettiği başkent Gırnata'da sonunda ,1492'de, Kraliçe Isabel ve Kral Ferdinand önderliğindeki Katolik İspanya tarafından ele geçirilir. Böylece İber Yarımadası’ndaki 781 yıllık Müslüman varlığı sona erer.
Zamanla, burada yaşayan Müslümanlar zorla vaftiz edilmeler, cami kapatmalar ve kültürel baskılarla karşılaşır.
Bu süreçte “vaftizli Müslümanlar” yani "Moriskolar" doğar. Moriskolar, 1492'de Endülüs'ün Hristiyanların eline geçmesinden sonra zorla Hristiyanlaştırılan Müslümanlardır.
İspanyol kaynakları bu şekilde baskıyla Hristiyanlaştırılan Moriskolar için “yeni Hristiyanlar”
anlamına gelen “cristianos nuévos” ifadesini kullanarak eskiden beri Hristiyan olan halktan
ayırmaktadır. 1497 yılından itibaren Moriskoların Hristiyanlaştırılması için bazı yasaklar konuldu. Bunlar arasında şunlar zikredilebilir:
- Müslümanların silah taşıması yasaklandı
- Arap isimlerinin kullanılması, Arapça konuşulması gibi kendi dillerine yönelik faaliyetleri yasaklandı.
- 1524 yılında Müslümanların yeni doğan tüm çocuklarının vaftiz edilmesi yönünde bir karar çıkarılmış, buna uymayanlar da engizisyon mahkemelerinde idam ve ömür boyu kürek mahkûmiyetiyle cezalandırılmıştır.
- Çocukların sünnet ettirilmesi, kadınların tesettüre uygun giyimleri yasaklandı.
- Morisko kadınlarının ebelik yapmaları yasaklandı. Doğan her çocuk Hristiyan bir ebenin kontrolü altında olmalıydı.
- Çocukların Hristiyan terbiyesi altında büyümeleri için 6 yaşından küçükler kilise okullarına yerleştirilecekti.
- İslami usullerde kesim yapılan mezbahalar ve kasaplar kapatıldı.
- Müslümanlar şehirlerde oturamayacaktı. Kırsal ve dağlık alanlara yerleşmeleri istenildi
- İslami yayınların yakılarak yok edilmesi sağlandı. Müslümanların gittikleri okullar ve kütüphaneler kapatılmıştı
- Müslüman kadınların Hristiyanlarla zoraki evlilikleri istenildi. Evlenmek istemeyen kadınlara işkenceye varan cezalar verildi.
- İslami yıkanma yerleri ( hamamlar) yıktırıldı.
- Cuma günü tatili kaldırıldı
- Arapça konuşma yasak edildi ve evlerde Arapça konuşulup, konuşulmadığının anlaşılması için evlerin kapılarının açık olması şartı getirildi
Ancak bütün bu hak ihlalleri Müslümanları sindirmemiş, hatta bazı bölgelerde isyan etmeye sevk etmiştir. Gırnata Müslümanları kendilerine reva görülen bu zulümlerden dolayı 1499, 1500 ve 1501 yıllarında isyan etmiş, ancak bu isyanlar kanlı bir şekilde bastırılmıştır.
Bu dönemde isyanlar bahane edilerek Endülüs Müslümanlarına göç etme seçeneği sunulmuş fakat göçün sadece Biskay Körfezi’nden gemilerle ve 14 yaşından küçük çocukların İspanya’da bırakılması şartıyla yapılacağı ilan edilmiştir. Böylece Endülüs Müslümanlarına sadece din değiştirme seçeneği kalmıştır. Ancak bazıları kendi imkânları dahilinde ülkeyi terk edip Fas, Tunus ve Cezayir’e sığınmış, fakat hatırı sayılır bir kesim de topraklarını terk edememiş ve katı uygulamalara karşı görünürde din değiştirmiş gibi yapmak zorunda kalmıştır.
Müslümanlar dinlerini serbestçe yaşamak için fazla vergi vermeyi teklif etmiş, lakin Hristiyan yönetim Moriskoları tamamen asimile etmeyi hedeflediği için bu teklifi kabul etmemiştir. Toplu din değiştirme işleminden sonra Moriskoların yeni dinlerine ve Hristiyan toplumuna entegre olmalarını kolaylaştırmak için Arapça İncil ve dinî ritüellerin öğretildiği eğitim kitapları hazırlanmış, çocukların eğitimine yönelik özel okullar açılmıştır.
Görünürde din değiştiren Endülüs Müslümanları, bu çıkmazdan kurtulmak için İslâm âlimlerine danışmış, âlimler çeşitli dönemlerde bu duruma binaen ilk önce hicret, hicret imkânı olmazsa takiyye yoluyla dine bağlılığın devamının mümkün olduğu yönünde fetvalar vermiştir.
Dışarıdan Hristiyan gibi görünüp gizlice İslam'ı yaşamaya devam eden Moriskolar, İslam alimlerinin takiyye yapın fetvasıyla kilisede nikah kıysalar da, çocuklar vaftiz edilip, Hristiyan ismi de alsa evde İslâmî kurallar yaşatılıyordu.
Ancak kurallar katiydi, Engizisyon acımasızdı. Bir sure sonra durumlar fark edildi.
Bu yasak ve kararlara uyulup uyulmadığının denetlenmesi için Moriskoların yoğun olarak yaşadığı yerlerde engizisyon mahkemeleri kuruldu. Bir Moriskonun Ramazan ayında kendisine ikram edilen yemeği yememesi bile mahkemeye sevk için yeterli bir sebepti.
Verilen cezalar arasında para cezası, kürek mahkumluğu ve hatta yakılarak öldürme vardı. O
dönemde engizisyonda gözlemci olarak bulunan Rahip Lorenzo tarafından bildirildiğine göre
1481-1517 yılları arasında ülke genelinde 13.000 kişi diri diri yakılma cezasına çarptırılmıştır.
Mesela Isabel adında bir Morisko kardeşini ve annesini ihbar etmediği için yakılarak
öldürülmüştür. Bu örnekte olduğu gibi, Moriskoların içerisinde hainlerin olduğu, Hristiyan olan Moriskoların, eski dindaşlarını mahkemeye ihbar ederek ceza almalarına neden oldukları görülüyor. İhbara yaklaşmayanların, İsabel'in akıbetine düştüğü görülüyor
Moriskolar yaklaşık 100 yıl boyunca din temelli oluşan kimliklerini kaybetmemek için silahlı mücadele, İslâm dini kurallarını ve geleneklerini gizlilikle sürdürme gibi çeşitli yollara başvurmuşlardır. Dönemin şartlarından dolayı hem İspanya Krallığı hem de Moriskoların ortaya koyduğu mücadele, iki taraf için de istenildiği gibi olmayınca süreç Moriskoların sürgünüyle sona ermiştir.
1609–1614 yılları arasında yaklaşık 300.000 Morisko, dinleri yüzünden İspanya’dan toplu sürgün edildi.
Bu sürgün, 13 madde belirlenerek 1609 yılında başlayıp 1614 yılına kadar devam etmiştir. Sürgün şartları; üç gün içerisinde evlerin boşaltılması ve Moriskoları yükleme noktalarına götürecek kraliyet komisyonu memurlarının beklenmesi, bu kurallara uymayanların mahkemeye sevk edilmesi, mal varlıklarını gizleyenler veya Hristiyanlara kalmaması için yok edenlerin öldürülmesi şeklinde düzenlenmiştir. Hristiyan komşulardan yardım alınması da yasaklanmıştır.
Buna göre her yüz Moriskodan altısı ve Hristiyanlarla evli olan Morisko kadınları sürgünden istisna tutulmuştur. Ancak karısı Hristiyan olan Morisko erkekleri sürgün edilmiştir. Sürgün sürecinde yarım milyon civarında Morisko İspanya’yı terk etmek zorunda kalmış; göç eden kafileler, yeterli güvenlik önlemi alınmadığı için eşkıyalar ve fırsatçılar tarafından soyulmuş, çocuklar ve kadınlar kaçırılmış, insanlar yollarda açlık, susuzluk ve hastalıklardan dolayı ölmüştür. Gemi kaptanları yolculardan fahiş ücretler talep etmiş, istenilen ücreti ödeyemeyenler ya denize atılmış ya da köle olarak satılmış, bazı görevliler keyfî olarak insanları öldürmüş, bazı çocuklar ve kadınlar köleleştirilmiştir. Ancak bütün bu zorluklara rağmen Moriskolar Kuzey Afrika, Fransa, İngiltere, İtalya ve Osmanlı topraklarına ulaşmıştır.
İkinci Beyazıt tarafından İspanya'dan kaçan, Anadolu'ya yerleştirilen, "Sefaradlar" denilen Yahudilerin göçü kadar bilinmeyen Endülüs Müslümanlarının tehciri, insanlık tarihinin tecrübe ettiği en trajik göç hadiselerinden biridir. Sürgün edilen Moriskoların büyük çoğunluğu dönemin Osmanlı Padişahı I. Ahmed’in fermanıyla Kuzey Afrika, Selanik, İstanbul’da Galata semtinde , Belgrad, İzmir, Adana ve Şam vilayetlerinde iskân edilmiştir. Moriskolar, devlet kademelerinde tercüme, askerlik ve istihbarat alanlarında istihdam edilmiş, ticaret sektörü ve eğitim faaliyetlerinde de hizmet etmiştir.
Derlemedir @dinierk
Yorumlar
Yorum Gönder