Peygamberlerin Boylarını Merak Ettiniz mi ?
Yaşadığımız dönemlerde uzun boylu bir insana ratslamak pek nadir olmaktadır. 0 metrelik bir insanı hayal etmek, biraz daha kısaltalım 5 metrelik bir insanı hayal etmek saçmalık olarak nitelendirilebilir. Yakın tarihimize bakarsak uzun boylu insanların 3 metreden bile az olduğunu görebiliyoruz. Mesela, 2 metre 72 santimetre boyuyla tarihe geçen Robert Wadlow dünyanın yaşayan en uzun insanı ülkemizde ise 2 metre 51 santimetre boyuyla Mardin'de yaşayan Sultan Kösen'dir.
Oysa ki, dünyanın var olduğundan sonra yaratılan insanların boyları günümüz insanlarının "hadi oradan "dedirtecek şekilde akla hayale sığmayan boylarının olduğu..babamız, İnsanlığın ilki olarak yaratılan Hazreti Adem aleyhisselam'ın boyunun yaratıldığı zaman 60 arşın (40,8 metre ile 45,5 metre arasında bir uzunluk) olduğu hadisi şeriflerle bize nakledilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurduğu hadis kitaplarında yer almaktadır. " Allah, Âdem'i 60 arşın boyunda yarattı . Onu yarattığında, 'Git ve o melekler topluluğuna selam ver, onların cevabını dinle; çünkü bu senin ve soyunun selamı olacaktır.' dedi. Âdem (meleklere) 'Esselamu Aleykum' dedi. Melekler de 'Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi' dediler. Böylece melekler Âdem'in selamına 'Ve Rahmetullahi' ifadesini eklediler. Cennete girecek her kimse Âdem'e benzeyecektir (görünüş ve şekil olarak). İnsanlar Âdem'in yaratılışından beri boy olarak küçülmektedirler." (Sahih Buhari, Kitap 55, Hadis 543)
Yine bir başka hadisi şerifte de şu şekilde bir bilgiye rastlıyoruz.
Allah'ın Elçisi şöyle buyurdu: "Cennete ilk girecek grup, dolunay gibi parlayacak ve onları takip edenler, gökyüzündeki en parlak yıldız gibi parlayacaklar. İdrar yapmayacaklar, dışkılamayacaklar, tükürmeyecekler veya burun akıntıları olmayacak. Tarakları altından olacak ve terleri misk gibi kokacak. Öd ağacı, tütsü olarak kullanılacak. Eşleri huriler olacak. Hepsi birbirine benzeyecek ve babaları Adem'e (boy olarak) benzeyecekler, göklerde altmış arşın boyunda." (Sahih Buhari, Kitap 55 Hadis 544)
Hz. Âdem’in altmış zira’ olduğunu bildiren nakiller birçok hadîs kaynağında, özellikle hadîs ilmi açısından son derece muteber sayılan Sahîh-i Buharî ve Sahîh-i Müslim gibi kaynaklarda yer almaktadır. Bu yönüyle ilgili rivayetlerin önemli bir kısmının, hem senet hem de metin yönünden sıhhatli olduğu söylenebilir.
Sahih kaynaklarda anlatılan fiziksel özelliklerine göre Hz. Muhammed (sav) in orta boylu olduğu; ne aşırı uzun ne de kısa olduğu, hatta toplumdaki diğer kişilerin yanında normal bir boyda durduğu belirtilir. Ancak bir ölçü de belirtilmemiştir.
Sahih kaynaklarda anlatılan fiziksel özelliklerine göre Hz. Muhammed (sav) in orta boylu olduğu; ne aşırı uzun ne de kısa olduğu, hatta toplumdaki diğer kişilerin yanında normal bir boyda durduğu belirtilir. Ancak bir ölçü de belirtilmemiştir.
Ancak nesillerin giderek boyunun kısaldığı bilhassa Nuh Tufanı sonrasında giderek hızlı bir şekilde bugünkü insan boyuna döndüğü söylenebilir. Bu noktada hatırlatmada bulunalım, yıllar önce ülkemizde lise ve üniversitede okuyanların bugünkü nesilden daha yaşlı, daha iri göründüğünü yakın dönem yaşlıları pek rahat söyleyebilir. Günümüzde üniversiteye gidenlerin ne kadar küçük ebatta olduğu da dikkat çekmektedir.
Yahudilerin bile Eski Ahit'te çok daha uzun boylu insanlardan bahsettikleri , Amos Tanrısı, sedir ağaçları kadar uzun ve meşe ağaçları kadar güçlü olan dev bir ırk olan Amorileri yok etti. Talmud 2:9 belirtilmesi kanaati artırmaktadır. ir de "Âdem yeryüzüne gönderildiğinde ayakları yerde, başı ise gökteydi. Allah onu altmış arşın aşağı indirdi" sözü hadis olmasa da Katade veya Ata bin Rabe'nin bir sözü olarak nakledilmiştir.
Yahudilerin bile Eski Ahit'te çok daha uzun boylu insanlardan bahsettikleri , Amos Tanrısı, sedir ağaçları kadar uzun ve meşe ağaçları kadar güçlü olan dev bir ırk olan Amorileri yok etti. Talmud 2:9 belirtilmesi kanaati artırmaktadır. ir de "Âdem yeryüzüne gönderildiğinde ayakları yerde, başı ise gökteydi. Allah onu altmış arşın aşağı indirdi" sözü hadis olmasa da Katade veya Ata bin Rabe'nin bir sözü olarak nakledilmiştir.
Sonuç olarak, insanlık Mısır'da buluna piramitlerin kimler tarafından nasıl yapıldığını halen çözebilmiş değil.. Babil'in nasıl kurulduğu konusunda araştırmalar devam ediyor. Günümüz insan beyninin algısı Allah'ın kudretini tam çözememiş iken bu tür bir konuyu daha fazla uzatmanın da kimseye bir fayda sağlayacağı da söz konusu olmayacağına göre, önümüze bakıp Allah'ın razı olacağı kul olmamız gerektiğini belirtebiliriz.
Gerçekten de Allah en iyisini bilir!

Yorumlar
Yorum Gönder