Vefalı Bir Eş
Vefalı Eş Hz. Muhammed Mustafa (Salli Aleyhi ve Sellem) …
Her Müslüman “O”nu bilmek , “O”na inanmak, itaat etmek zorundadır. “O”nu kendi ana babasından, kendi evladından, kendi çocuğundan daha fazla sevmedikçe “iman” etmiş olamaz, denilen bir “örnek insan”..
“O”nun hatırınadır alemdeki her yaratılan..
“O” Âlemlerin Rabbi Allah-u Teâlâ’nın Arkadaşıdır.
Peygamberlerin en üstünüdür
Allah ” Seni Âlemlere Rahmet olarak gönderdim”, “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” diyor.
“O” her şeyden öte Kâinatın sevgilisi idi.
“Eşhedü enne Muhammed’en Resullullah” diyen her insanın sevgililer sevgilisi olan bir insan..
Onca seveni olan bu mükemmel ötesi insan acaba kimi en çok sevmiş idi?
Sevda çekmiş miydi.?
Bir kadına ömrü hayatında özlem duymuş muydu?
Büyüklerimden duyardım.
Şimdi herkesin ağzında olan “aşkım“ sözcüğü geçmişte yüreklerde coşar ağza alınmazmış.
“Edep” öyle gerektiriyormuş. “Ayıp” sayılan sözcükler arasında imiş.
Diyene hoş bakılmazmış.
“Edep” varmış.
Müslüman’ın kimliği “edep”ten dolayı aşık olan “Âşık oldum” diyemezmiş.
Bu “ayıp” kelime günümüzde herkesin dilinde sakız olmuş, çiğnenip atılan bir sözcük oluvermiş.
Resullullah bir sevgi insanıdır. Hiç kimseyi incitmeyen, kimseye beddua etmemiş bu mübarek ve kutlu insan acaba en çok kime âşıktı?
Hemen belirtelim. Hatice Tül Kübra annemize. O nadide, cömert insana ömrü boyunca hasret kalmıştır.
25 yıllık beraberlik 6 çocuk ve bitmeyen sevda..
Bildiğimiz gibi peygamber efendimiz henüz genç bir insan iken yaşça kendisinden çok büyük biri olan Hz. Hatice validemizle evlenmiştir.
İlk risalet müjdesini paylaştığı o mükemmel hanıma vefatından sonra dahi yıllarca süren hasretle yanıp tutuşmuştu.
Ve o fedakâr, munis, cömert validemizi sık sık hatırlamış ve hayırla yâd etmiştir.
“O” kutlu nebinin kendi ağzından şu cümlelerin döküldüğü bizzat annemiz Hz. Ayşe tarafından aktarılmıştır
Efendimiz ”Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Çünkü insanlar benim peygamberliğimi inkâr ederken, o bana inandı. Herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. Çevremdekiler benden mallarını esirgerken, o benim için bütün malını feda etti. Ayrıca o, çocuklarımın da annesiydi... Doğrusu ben onun sevgisiyle rızıklandırıldım” diyerek Hz. Ayşe’nin seven, kıskanan yüreğinde derin bir iz bırakmıştır?
En sevdiği hanımının ölümünden yıllar sonra bir gün Hz. Hatice (rah) annemizin kız kardeşi, kutlu elçinin baldızı Hale’nin, kendisini ziyaret geldiği zaman duyduğu ses tonu ile eli ayağı heyecandan titremiş, yüzünün rengi solmuş gül yaprağına dönmüş, olduğu yerde kalakalmıştı.
Hatice’sinin sesini duymuş, kanı donmuştu.
Bu durumuna bizzat şahit olan Hz. Ayşe annemizin -radıyallahu anhâ- “Sanki dünyada Hatice'den başka kadın yok... İhtiyarlıktan ağzının dişleri dökülmüş ve bir zamanlar ölüp gitmiş Kureyşli bir kocakarının nesini anıp duruyorsun? Allah sana onun yerine daha hayırlısını verdi” sözüne suskun olarak içindeki hasret ve aşk ateşiyle kendi içindeki fırtınaya rağmen cevap vermemesi o aşkın önü alınamaz hasret suskunluğundan başka ne idi ki...
İşte “O” edep insanı, gönüllerin sultanı, Gül kokulu Nur Resullullah’ta özlemini eksik etmediği Hatice’sine olan vefasını yıllar sonra “sana sevdam kördüğüm” dediği “gözbebeğim” diye iltifat ettiği sevgili eşi, annemiz Hz. Ayşe’ye ( Ra – Allah ondan razı olsun) dile getirmemiş miydi.?
Ayşe annemiz de yıllarca “kıskandığım tek kadın” dediği o mübarek insanı, o saliha ve hayırlı insan Hz. Hatice'tül Kübra annemiz hakkındaki kıskançlığını her fırsatta dile getirmişti. Getirmişti, ancak sevgili kocasının üzülmemesi için aleyhinde tek kelime etmeyip içindeki kıskançlığı onun aşkına saygı olarak saklamış idi.
“O” bir koca, bir eş idi. Ömrü hayatında birçok kez evlenmesine rağmen “en hayırlı olarak” belirttiği ilk eşi Hazreti Hatice’ye olan sevgisini, aşkını, bağlılığını dile getirmesi “dünyaya bedel bir vefa” değil de nedir.?
Bakar mısınız şu sadakate..
Allah ” Seni Âlemlere Rahmet olarak gönderdim”, “Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” diyor.
“O” her şeyden öte Kâinatın sevgilisi idi.
“Eşhedü enne Muhammed’en Resullullah” diyen her insanın sevgililer sevgilisi olan bir insan..
Onca seveni olan bu mükemmel ötesi insan acaba kimi en çok sevmiş idi?
Sevda çekmiş miydi.?
Bir kadına ömrü hayatında özlem duymuş muydu?
Büyüklerimden duyardım.
Şimdi herkesin ağzında olan “aşkım“ sözcüğü geçmişte yüreklerde coşar ağza alınmazmış.
“Edep” öyle gerektiriyormuş. “Ayıp” sayılan sözcükler arasında imiş.
Diyene hoş bakılmazmış.
“Edep” varmış.
Müslüman’ın kimliği “edep”ten dolayı aşık olan “Âşık oldum” diyemezmiş.
Bu “ayıp” kelime günümüzde herkesin dilinde sakız olmuş, çiğnenip atılan bir sözcük oluvermiş.
Resullullah bir sevgi insanıdır. Hiç kimseyi incitmeyen, kimseye beddua etmemiş bu mübarek ve kutlu insan acaba en çok kime âşıktı?
Hemen belirtelim. Hatice Tül Kübra annemize. O nadide, cömert insana ömrü boyunca hasret kalmıştır.
25 yıllık beraberlik 6 çocuk ve bitmeyen sevda..
Bildiğimiz gibi peygamber efendimiz henüz genç bir insan iken yaşça kendisinden çok büyük biri olan Hz. Hatice validemizle evlenmiştir.
İlk risalet müjdesini paylaştığı o mükemmel hanıma vefatından sonra dahi yıllarca süren hasretle yanıp tutuşmuştu.
Ve o fedakâr, munis, cömert validemizi sık sık hatırlamış ve hayırla yâd etmiştir.
“O” kutlu nebinin kendi ağzından şu cümlelerin döküldüğü bizzat annemiz Hz. Ayşe tarafından aktarılmıştır
Efendimiz ”Allah bana ondan daha hayırlısını vermemiştir. Çünkü insanlar benim peygamberliğimi inkâr ederken, o bana inandı. Herkes beni yalanlarken o beni tasdik etti. Çevremdekiler benden mallarını esirgerken, o benim için bütün malını feda etti. Ayrıca o, çocuklarımın da annesiydi... Doğrusu ben onun sevgisiyle rızıklandırıldım” diyerek Hz. Ayşe’nin seven, kıskanan yüreğinde derin bir iz bırakmıştır?
En sevdiği hanımının ölümünden yıllar sonra bir gün Hz. Hatice (rah) annemizin kız kardeşi, kutlu elçinin baldızı Hale’nin, kendisini ziyaret geldiği zaman duyduğu ses tonu ile eli ayağı heyecandan titremiş, yüzünün rengi solmuş gül yaprağına dönmüş, olduğu yerde kalakalmıştı.
Hatice’sinin sesini duymuş, kanı donmuştu.
Bu durumuna bizzat şahit olan Hz. Ayşe annemizin -radıyallahu anhâ- “Sanki dünyada Hatice'den başka kadın yok... İhtiyarlıktan ağzının dişleri dökülmüş ve bir zamanlar ölüp gitmiş Kureyşli bir kocakarının nesini anıp duruyorsun? Allah sana onun yerine daha hayırlısını verdi” sözüne suskun olarak içindeki hasret ve aşk ateşiyle kendi içindeki fırtınaya rağmen cevap vermemesi o aşkın önü alınamaz hasret suskunluğundan başka ne idi ki...
İşte “O” edep insanı, gönüllerin sultanı, Gül kokulu Nur Resullullah’ta özlemini eksik etmediği Hatice’sine olan vefasını yıllar sonra “sana sevdam kördüğüm” dediği “gözbebeğim” diye iltifat ettiği sevgili eşi, annemiz Hz. Ayşe’ye ( Ra – Allah ondan razı olsun) dile getirmemiş miydi.?
Ayşe annemiz de yıllarca “kıskandığım tek kadın” dediği o mübarek insanı, o saliha ve hayırlı insan Hz. Hatice'tül Kübra annemiz hakkındaki kıskançlığını her fırsatta dile getirmişti. Getirmişti, ancak sevgili kocasının üzülmemesi için aleyhinde tek kelime etmeyip içindeki kıskançlığı onun aşkına saygı olarak saklamış idi.
“O” bir koca, bir eş idi. Ömrü hayatında birçok kez evlenmesine rağmen “en hayırlı olarak” belirttiği ilk eşi Hazreti Hatice’ye olan sevgisini, aşkını, bağlılığını dile getirmesi “dünyaya bedel bir vefa” değil de nedir.?
Bakar mısınız şu sadakate..
İşte ilk eşine olan sevdasının en bariz bir başka örneğine..
Mekke fethedilir. Zafer İslam’ın olmuştur. O fethi mübine şahit İslam ordusu büyük bir ihtişamla Mekke`ye girmiştir. Başlarında şanlı komutan Efendimiz (sav) da ölüm tehditleriyle yanında sevgili arkadaşı Ebubekir (Ra) olduğu halde ayrıldığı ve içinde hatıralarının acısı ile doğup büyüdüğü Mekke’ye bir Fatih olarak dönmüştür.
Mekke Müslümanlarındır. Herkes Sevgililer Sevgilisi muzaffer komutan, Allahın elçisine kapılarını açıp evlerine yerleşmesi için can atarken, belki de o dönemin en güzel evinde kalabilecek güce sahipken hiçbir teklifi kabul etmiyordu.
Gün akşam olmak üzere, hava kararmaya başlamış, “O” kutlu insan o sevgi insanı peygamberimiz kendisine bir çadır kurulmasını ister.
Nereye bilir misiniz?
Bugün hac ya da umreye gidenlerin ziyaret yerlerinden olan Cennetü`l Mualla Mezarlığı`nın tam karşısına.
İki tepe düşünün. Birinde büyük komutanın çadırı tam karşısında Cennet-i Mualla Mezarlığı.
Efendimiz`in çadırının kurulmasını istediği yer; Hz. Hatice`nin kabrinin tam karşısındaki yer.
Mezarlığın bulunduğu tepede sevgili annemiz Hz. Hatice Tül Kübra..
O yüreğinin yangını, ilk göz ağrısı Hatice’sinin olduğu yerin tam karşısında ise Allah-u Teala’nın en sevdiği kulunun çadırı..
Fethi Mübin nasip olmuş bir ordu komutanı istediği en güzel bir evde kalabilecekken, eşinin, sevgili Hz. Hatice`sinin kabrinin karşısında çadır kurdurmasındaki incelik, Efendimiz’in yıllar önce kaybettiği eşine duyduğu derin aşk değil de nedir.?
O sevgi insanı peygamber efendimiz de âşık olmuştu.
O da bir insandı.
* Gülsena Kara * @Dinierk İçin Yazdı
Mekke fethedilir. Zafer İslam’ın olmuştur. O fethi mübine şahit İslam ordusu büyük bir ihtişamla Mekke`ye girmiştir. Başlarında şanlı komutan Efendimiz (sav) da ölüm tehditleriyle yanında sevgili arkadaşı Ebubekir (Ra) olduğu halde ayrıldığı ve içinde hatıralarının acısı ile doğup büyüdüğü Mekke’ye bir Fatih olarak dönmüştür.
Mekke Müslümanlarındır. Herkes Sevgililer Sevgilisi muzaffer komutan, Allahın elçisine kapılarını açıp evlerine yerleşmesi için can atarken, belki de o dönemin en güzel evinde kalabilecek güce sahipken hiçbir teklifi kabul etmiyordu.
Gün akşam olmak üzere, hava kararmaya başlamış, “O” kutlu insan o sevgi insanı peygamberimiz kendisine bir çadır kurulmasını ister.
Nereye bilir misiniz?
Bugün hac ya da umreye gidenlerin ziyaret yerlerinden olan Cennetü`l Mualla Mezarlığı`nın tam karşısına.
İki tepe düşünün. Birinde büyük komutanın çadırı tam karşısında Cennet-i Mualla Mezarlığı.
Efendimiz`in çadırının kurulmasını istediği yer; Hz. Hatice`nin kabrinin tam karşısındaki yer.
Mezarlığın bulunduğu tepede sevgili annemiz Hz. Hatice Tül Kübra..
O yüreğinin yangını, ilk göz ağrısı Hatice’sinin olduğu yerin tam karşısında ise Allah-u Teala’nın en sevdiği kulunun çadırı..
Fethi Mübin nasip olmuş bir ordu komutanı istediği en güzel bir evde kalabilecekken, eşinin, sevgili Hz. Hatice`sinin kabrinin karşısında çadır kurdurmasındaki incelik, Efendimiz’in yıllar önce kaybettiği eşine duyduğu derin aşk değil de nedir.?
O sevgi insanı peygamber efendimiz de âşık olmuştu.
O da bir insandı.
* Gülsena Kara * @Dinierk İçin Yazdı
Yorumlar
Yorum Gönder