۞… — …
— | Dolar… Euro… Gr. Altın4.215 | ☾…'a --:--:--
SON DAKİKA
Dini Bilgiler

Utanmıyorsan Dilediğini Yap

۞ / editör31 Ağustos 2026 - 07:09 · … dk okuma

Haya Duygusu ve İslam , 'Utanmıyorsan Dilediğini Yap'

Resûlullah buyurdular:
“İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” (Buhârî, Enbiyâ 54, Edeb 78.)

Peygamber Efendimiz'in özlü sözlerinden biri olan 'Utanmıyorsan dilediğini yap' hadisi, müminler için haya duygusunun ve ahlaki sınırların önemini vurgular. Bu hadisin ravisi Ebu Mes'ud el-Ensari'nin hayatından bir olay, bu ilahi öğüdün derinliğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serer.
İslam ahlakının temel taşlarından biri olan haya duygusu, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) özlü sözleriyle müminlere rehberlik etmeye devam ediyor. 'Cevamiü'l-Kelim' yani az sözle çok mana ifade eden hadislerden biri olan 'Utanmıyorsan dilediğini yap' prensibi, insanın davranışlarını şekillendiren en önemli ahlaki ölçütlerden biridir.
Ebû Mesûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
«İnsanların ilk nübüvvetten beri (bütün peygamberlerden) duyduğu sözlerden biri; utanmazsan dilediğini yap.» sözüdür.  [Sahih Hadis] - [Buhârî rivayet etmiştir] - [Sahih-i Buhârî - 6120]
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem haber vermiştir ki, önceki peygamberlerden gelen ve onların vasiyetleri arasında yer alan, insanların da nesiller boyunca birbirlerine aktarıp miras olarak devrettikleri şeylerden biri şudur: “Ne yapmak istediğine bak! Eğer o şeyden utanılmayacaksa yap, eğer utanılacak bir şeyse onu bırak.” Kötülük yapmaya engel olan hayâdır. Hayâ sahibi olmayan kişi, her türlü ahlaksızlık ve çirkin davranışa hırsla dalar.  

Hadisten Çıkarılan Hükümler
Hayâ, güzel ahlâkın aslıdır. 
Hayâ, peygamberler -aleyhimessalâtu vesselâm-'ın özelliklerinden ve bu onlardan aktarılan unsurlardandır
Hayâ, Müslümanı güzelleştiren ve süsleyen şeyleri yaptıran, çirkin ve rezil olan şeyleri terk ettiren duygudur. 
Nevevî şöyle demiştir: “Buradaki emir kipi, mübahlık ifade eder. Yani bir şey yapmak istediğinde, eğer onu yaptığında Allah’tan ve insanlardan utanmayacağın bir şey ise onu yap, değilse yapma. İslam’ın temeli de bunun üzerine kuruludur. Bunun izahı şudur: Emredilen şeyler, yani farz ve menduplar terk edilince utanılır; yasaklanan şeyler, yani haram ve mekruhlar ise yapıldığında utanılır. Mübah olan şeylerde ise hem yapmakta hem de terk etmekte hayâ edilmesi câizdir. Dolayısıyla hadis beş hükmü (farz, haram, mendup, mekruh, mübah) kapsamaktadır. Bir başka görüşe göre ise bu emir, tehdit anlamındadır. Yani Senden hayâ kaldırılmışsa dilediğini yap; çünkü Allah seni onun karşılığında hesaba çekecektir. Bir diğer görüşe göre ise emir, haber anlamındadır: Kimde hayâ yoksa dilediğini yapar.

Yukarıdaki anlamlı hadisi nakleden sahabilerden biri, Ensar'ın ileri gelenlerinden, faziletli sahabi Ebû Mes’ûd Ukbe b. Amr el-Ensârî el-Bedrî Hazretleri'dir. Kendisi, Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanlara kucak açan ve onlara yardım eden Medineli Müslümanlardan (Ensar) olup, Bedrî lakabıyla da anılmaktadır. Bazı alimler Bedir Savaşı'na katılmadığını, ancak Bedir kuyularına yakın bir yerde ikamet ettiği için bu isimle anıldığını belirtirken, İmam Buhârî gibi bazı alimler onun Bedir'e şahit olanlar arasında olduğunu kabul etmiştir. Bununla birlikte, Akabe Biatı ve Uhud Savaşı gibi önemli olaylara katıldığı ise üzerinde ittifak edilen konulardandır.
Ebu Mes'ud Hazretleri, Kûfe'ye yerleşmiş, vakur, cesur ve özgüven sahibi bir sahabi olarak tanınmıştır. Onun bu tavrı, imanla disipline edilmiş bir karakterin göstergesiydi. Haya ve sorumluluk bilincinin önemini vurgulayan hadisin manasını en iyi açıklayan olaylardan biri, bizzat kendisinin yaşadığı bir hadise olmuştur. Kendi ifadesiyle anlattığına göre, bir gün hizmetkârını döverken arkasından bir ses duyar ve kendisine şu şekilde ikaz edilir:
«Bil ki ey Ebu Mes'ud, Allah'ın sana olan gücü, senin ona olan gücünden daha fazladır.»
Arkasını döndüğünde, sesin Hz. Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) ait olduğunu anlayan Ebu Mes'ud, hiç vakit kaybetmeden 'Ya Resûlallah, o Allah rızası için hürdür.' diyerek hizmetkârını azat etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bunun üzerine, 'Bunu yapmasaydın, sana ateş dokunacaktı' buyurmuştur. Bu olay, haya duygusunun sadece başkalarına karşı değil, her an her yerde Allah'a karşı da hissedilmesi gereken bir sorumluluk olduğunu açıkça göstermektedir.
Hz. Ali döneminde Kûfe valiliği yapan Ebu Mes'ud, Müslümanlar arasındaki iç çatışmalarda dahi sağduyulu bir duruş sergileyerek, gerçek zaferin bir tarafın diğerine üstün gelmesi değil, Müslümanların birleşmesi, kan dökülmesinin önlenmesi ve uzlaşının sağlanması olduğuna inanmıştır. Onun vefat tarihi ve yeri hakkında farklı rivayetler bulunmakla birlikte, Kûfe'de vefat ettiği ve 40 Hicri yılından sonraki bir dönemde vefat ettiği görüşü ağır basmaktadır.

Ebû Mes’ûd Ukbe b. Amr el-Ensârî el-Bedrî (rah)

Ebû Mes’ûd Ukbe b. Amr el-Ensârî el-Bedrî (ö. 41/661 veya 42/662), Hazrec kabilesinin Neccâroğulları koluna mensup, İkinci Akabe Biatı’na katılan en genç sahâbîlerden biri ve önde gelen bir hadis râvisidir. 
Medine doğumludur. Bedir Savaşı'na bizzat katıldığı için veya Bedir kuyularının bulunduğu bölgede ikamet ettiği için kendisine "el-Bedrî" lakabı verilmiştir. 
Uhud, Hendek ve sonraki tüm gazvelere katılarak büyük kahramanlıklar göstermiştir. Hz. Peygamber’in vefatından sonra Kûfe'ye yerleşmiştir. Hz. Ali, Sıffîn Savaşı’na giderken onu Kûfe’de yerine vekil (vali) olarak bırakmıştır. Ancak Müslümanlar arasındaki iç savaşa sıcak bakmadığı ve her iki tarafın da galip gelmemesini arzu ettiği gerekçesiyle daha sonra bu görevden azledilmiş ve Medine'ye dönmüştür.
Ebû Mes’ûd el-Bedrî, sahâbenin fakih ve âlimleri arasında kabul edilir. İslam dünyasına en büyük katkısı, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünnetini titizlikle aktarması olmuştur: Toplamda 102 hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerin 9'u hem Sahih-i Buhârî hem de Sahih-i Müslim’de (Müttetâkun Aleyh) yer almaktadır. Tâbiîn döneminin Alkame b. Kays, Ebû Vâil ve Şa'bî gibi çok büyük muhaddisleri ondan ders ve hadis almışlardır.
İslam dünyasında en çok bilinen ve sıkça zikredilen şu meşhur hadis-i şerifin râvisidir: "Her kim bir hayra vesile olursa, ona o hayrı işleyenlerin ecri gibi sevap verilir." (Müslim, İmare, 133

Bu haberi paylaş:
۞

Yorumlar

Yorumlar