Allah'ı Kim Yarattı? İslam Teolojisinde Yaratıcı Kavramının Anlamı ve Bu Soruya Bakış
İslam inancının temelini oluşturan Allah'ın varlığı ve birliği konusu, sıkça 'Allah'ı kim yarattı?' gibi bir soruyla zihinleri meşgul edebilir. Bu araştırma, İslam teolojisi ve felsefesi perspektifinden bu sorunun neden yanlış bir önermeden kaynaklandığını, Allah'ın ezeliyeti ve benzersizliği bağlamında nasıl ele alındığını derinlemesine incelemektedir.
Varlık ve yokluk, neden ve sonuç ilişkileri üzerine düşünen her insan için, varoluşun en temel sorusu 'Her şeyin bir başlangıcı varsa, o başlangıcı başlatan nedir?' sorusudur. Bu doğal merak, kimi zaman 'Allah'ı kim yarattı?' gibi bir sorgulamaya yol açar. Gündelik yaşamımızda her varlığın bir sebebi, her oluşumun bir yaratıcısı olduğunu gördüğümüz için, bu mantık zincirini mutlak Yaratıcı'ya uygulamak ilk bakışta masumane bir düşünce gibi görünebilir. Ancak İslam teolojisi ve kadim felsefi düşünce geleneğinde bu soru, Allah'ın zâtına ve sıfatlarına dair temel bir yanlış anlamadan kaynaklanmaktadır.
İslam Teolojisinde Yaratıcı Kavramının Temelleri: Vacibü'l-Vücud
İslam inancının merkezinde Tevhid ilkesi yer alır; yani Allah'ın mutlak birliği ve tekliği. Bu birlik, sadece O'nun eşi ve benzeri olmaması anlamına gelmez, aynı zamanda O'nun varoluşsal statüsünün de eşsiz olduğunu ifade eder. İslam teolojisinde Allah, 'Vacibü'l-Vücud' olarak tanımlanır. 'Vacibü'l-Vücud' terimi, 'varlığı zorunlu olan, kendi kendinden var olan' demektir. Buna karşılık, evrendeki diğer tüm varlıklar, yani yaratılmışlar ise 'Mümkinü'l-Vücud' olarak adlandırılır. 'Mümkinü'l-Vücud', varlığı da yokluğu da mümkün olan, yani var olmak için başka bir nedene ihtiyaç duyan varlıklardır.
Allah'ın Vacibü'l-Vücud olması, O'nun varlığının kendinden olduğunu, herhangi bir yaratıcıya, sebebe veya başlangıca muhtaç olmadığını gösterir. Eğer Allah'ın bir yaratıcısı olsaydı, o zaman Allah Vacibü'l-Vücud değil, Mümkinü'l-Vücud olurdu. Bu durumda da asıl Yaratıcı, O'nun yaratıcısı olurdu ve zincirleme bir gerileme (sonsuz regres) başlardı. Bu sonsuz gerileme, mantıksal olarak nihai bir başlangıç noktasına ulaşamadığı için, evrenin varlığını açıklayamaz. Her şeyi yaratanın kendisinin yaratılmamış olması gerektiği önermesi, Yaratıcı kavramının özünde yatar. Bir Yaratıcı'ya kimin yarattığı sorusu, Yaratıcı'nın tanımına aykırıdır; çünkü Yaratıcı'yı 'yaratılmış' bir kategoriye sokma girişimidir.
Allah'ın Sıfatları ve Ezeliyet İlkesi
İslam inancına göre Allah'ın birçok sıfatı vardır ve bu sıfatlar O'nun eşsizliğini ortaya koyar. 'Allah'ı kim yarattı?' sorusunu anlamsız kılan en temel sıfatlardan biri 'Kıdem'dir. Kıdem, Allah'ın ezelî olması, yani varlığının bir başlangıcı olmaması anlamına gelir. O, öncesiz ve sonsuzdur. Herhangi bir zamanın veya mekânın dışında, onların yaratıcısı olarak vardır. Yaratan, kendi yarattığı zaman ve mekân kavramlarına tabi olamaz. Eğer O'nun bir başlangıcı olsaydı, O'nu başlatan bir zaman dilimi ve O'nu var eden bir etken olması gerekirdi ki bu da O'nun Kıdem sıfatına zıt düşer.
Diğer önemli bir sıfat da 'Kıyâm bi-Nefsihî'dir; yani Allah'ın var olmak için hiçbir şeye muhtaç olmaması, kendi kendine var olmasıdır. Evrendeki her şey O'na muhtaç iken, O hiçbir şeye muhtaç değildir. Bu da O'nun yaratılmış olmadığını, tam tersine varlığın kaynağı olduğunu vurgular.
Kur'an-ı Kerim'in Bu Soruya Kesin Cevabı: İhlas Suresi
Kur'an-ı Kerim, 'Allah'ı kim yarattı?' sorusunun mantıksızlığını en veciz şekilde İhlas Suresi'nde açıklar. Bu sure, Allah'ın birliğini, eşsizliğini ve yüceliğini çok net ifadelerle ortaya koyar:
«De ki: O Allah tektir. Allah Samed'dir (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şey O'na muhtaç olandır). Doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'na denk olmamıştır.» (İhlas Suresi, 1-4)
Bu suredeki «Doğurmamış ve doğurulmamıştır (لم يلد ولم يولد)» ifadesi, 'Allah'ı kim yarattı?' sorusuna doğrudan bir cevaptır. 'Doğurulmamıştır' ifadesi, Allah'ın hiçbir şeyden meydana gelmediğini, yani bir başlangıcı olmadığını ve yaratılmadığını açıkça belirtir. 'Samed' sıfatı ise O'nun mutlak anlamda kendi kendine yeterli olduğunu, hiçbir şeye ihtiyaç duymadığını, tüm varlıkların ise O'na muhtaç olduğunu vurgular. Bu sıfat, Allah'ın yaratılmış varlıkların sahip olduğu 'ihtiyaç duyma' niteliğinden münezzeh olduğunu gösterir. Yani yaratılmak, ihtiyaç duymaktır; Allah ise Samed'dir.
Mantıksal Çıkmaz ve Felsefi Perspektif
İslam felsefesi ve kelam ilmi, bu tür soruları rasyonel argümanlarla da ele almıştır. Evrenin varlığına dair en güçlü delillerden biri olan 'Kelam Kozmolojik Argümanı', her başlangıcı olanın bir nedeni olması gerektiğini ve evrenin de bir başlangıcı olduğu için bir nedeninin olması gerektiğini savunur. Ancak bu nedenin, kendisi bir başlangıcı olmayan, yani yaratılmamış ve ezelî bir varlık olması gerektiğine işaret eder. Eğer bu ilk nedenin de bir nedeni olsaydı, o zaman bu zincir sonsuza dek giderdi ve hiçbir şey var olamazdı. Bu nedenle, mantıksal olarak, tüm nedenler zincirini başlatan, ancak kendisi nedene muhtaç olmayan bir 'İlk Neden'in varlığı zorunludur. Bu İlk Neden, İslam inancında Allah'tır.
'Allah'ı kim yarattı?' sorusu, aslında yaratılmış varlıklara ait olan 'bir başlangıca ve yaratıcıya sahip olma' koşulunu, tüm varoluşun Yaratıcısı olan Allah'a yakıştırma çabasından kaynaklanan bir kategorik hatadır. İnsan zihni, genellikle bildiği kalıplar içinde düşünmeye meyillidir. Ancak Allah, yaratılmışlara benzemez ('Muhalefetün li'l-Havâdis'), O'nun varlığı insan aklının sınırlı kavrayışının ötesindedir.
Sonuç olarak, 'Allah'ı kim yarattı?' sorusu, İslam inancının temel prensipleri ve Allah'ın zatî sıfatları bağlamında ele alındığında anlamsız hale gelir. Allah, varlığı zorunlu, ezelî ve ebedî olan, hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her şeyin kendisinden var olduğu mutlak Yaratıcıdır. O'nun yaratılmış olması, tanım gereği imkânsızdır, çünkü eğer yaratılmış olsaydı, kendisi Yaratıcı değil, bir yaratılmış olurdu. Bu soru, yüce ve eşsiz olan Yaratıcı kavramını, sonlu ve bağımlı varlıklar dünyasının kurallarına tabi tutmaya çalışan bir düşünce hatasından ibarettir.
۞

Yorumlar
Yorum Gönder