Cuma Namazı Farzla Biter mi ? Bir İlahiyatçının Sünnet Hezeyanı
Yıllardır ilahiyatçı olarak tanınan biri yine fantezi yaparak cuma günü namazlarının farzın bitimiyle tamamlanmasını, camilerin boşaltılmasını, imam ve müezzinlerin farzın ardından görevlerini sürdürmemesi yönünde fikirler ortaya atmış. Yıllarca Müslümanların cinsel hayatı yönünde yazıları kaleme almasıyla ünlenmiş kişi, son makalesinde " Cuma namazında farzdan sonra kılınan namazların dinî dayanağı olmadığını" savunarak "Diyanet İşleri Başkanlığı'na Cuma namazını farzla sonlandırma" çağrısında bulunmuş.
Yıllarını Diyanet bünyesinde görev yaparak, bir ilahiyatçı olarak emekli olmuşsa da bu vasıfları o kişinin mümin olduğu yönünde bir yaşam içinde yaşadığını asla doğrulamaz. Bu yüzden yazdıklarına baktığımız "Cuma'nın son sünneti, zuhr-i ahir ve vaktin sünneti olarak bilinen namazların Kur'an ve Sünnet'te yeri olmadığını, zuhr-i ahirin bidat olduğunu" belirtmiş olması da asla doğru düşünülemez. Bu sözlerin arkasında durularak, "böyle imiş kılmayalım" denemez.
"Cuma Namazı İle İlgili Hatalar ve Diyanete Çağrım" başlıklı yazısında sözde ilahiyatçı fıkha aykırı sözleriyle dini otoritere arasında komik duruma düşmüştür. Cuma sonrası ibadetlerini yapanları kınayan, farz sonrası çıkanları ise alkışlayan bu zihniyet asırlardır 10 rekat kılınan namazın sünnetleri yok ederek, adeta peygamber ve mezhep düşmanlığı yapmıştır. Tüm mezheplerde 10 rekat olarak kabul gören, ancak cuma camisi olmayan yerlerde kılınan namazları telafi edilmek düşüncesiyle kılınan 6 rekat vaktin namazını sadece Hanbeliler kılmazken diğer üç mezhepte de kabul görmüş bir uygulamayı yok saymak demek, peygamberi ve mezhep alimlerini yok saymak demektir.
Müctehid olmadığı halde müctehidliğe soyunan bu kişinin söylediği sözlere bakarak sünnet düşmanı kanaati hasıl olmaması için kılavuza gerek yoktur.
Tüm mezhep imamlarına göre nafile ve sünnet namazlarının evde kılınması daha efdal kabul edilmesine rağmen, camiye gelenlerin tüm ibadetlerini cami içinde yapmasını peygamberin namaz kılmadığı şeklinde kelime oyunu ile örnek göstermesi, bununla birlikte "Cuma Suresi'nin 10. ayetini" işaret etmesini de ayrı bir cehalet olarak dikkat çekmek gerekir. Çünkü, ayette "namaz bittikten sonra yeryüzüne dağınılması emrediliyor" anlamını camiyi terk edilmesi anlamına çevirmek , öte yandan peygamberin (sav) sünnetini yok saydırması da ayrı bir garabet olmaktadır.
Hz. Peygamber'in farzdan sonra "camide namaz kılmadığını" belirtilmesi de evi cami içinde olan peygamberin nafileleri (bizim sünnetlerimizi) odasında kılması asla yok sayılamaz.. Peygamberin yaptığı ibadetlere biz sünnet diyoruz. "Peygamber neden sünnet kılsın", diye soruyoruz.
Zuhr-i ahir için "bidat olduğunu da söyleyebiliriz" ifadesini kullanması ise "cuma camiinde cuma eda edilir" kuralını bilmemesindendir. Diğer yandan Maliki mezhebine tabi olan Faslıları'da örnek göstermesi yine bir cehalet örneği ki, ülkemiz insanın çoğunluğu Hanefi, ve daha sonra sırasıyla Şafiiler oluşturur. Son mültecilerle birlikte maliki mezhebine mensup olanlar görülse de milyonlarca Hanefilerin ameli ibadetlerini Faslılarla karşılaştırması da abesle iştigaldir.
Söz edilmişken, fıkha göre cuma namazlarının cuma camilerde kılınacağını, mescitlerde, köy camilerinde, iş hanlarının , apartmanların katları arasına sıkışmış adı cami denilen yerlerde cuma namazlarının kılınmayacağını ayrıca hatırlatalım.
Anlaşılacağı gibi, sözde ilahiyatçının cuma namazı hakkında ifade ettikleri doğru değildir.Hayır, cuma namazı farzın kılınmasıyla tamamen bitmez. Cuma namazının cemaatle kılınması farz olan kısmı 2 rekattır ve imam bu iki rekatı kıldırıp selam verdiğinde cuma namazının farzı tamamlanmış olur.
Ancak cuma namazı bir bütün olarak sadece bu 2 rekat farzdan ibaret değildir. Namazın öncesinde ve sonrasında kılınan sünnetler bulunmaktadır.
Cuma namazının tam kılınış sırası ve rekatları şu şekildedir:
2 Rekat Farz: Cemaatle birlikte imam arkasında kılınan ve cuma namazının esas farzı olan kısımdır.
4 Rekat Son Sünnet: Farz kılındıktan sonra kılınır.
Zuhm-i Zuhr (Öğle Namazı Niyeti)
Halk arasında cuma namazının devamında kılınan 4 rekat "Zuhri Ahir" (son öğle namazı) ve 2 rekat "Vaktin Son Sünneti" ile birlikte toplamda 16 rekat kılınmaktadır. Cuma namazının farzından sonra camiden ayrılmak günah olmasa da, namazın sünnetlerini ve ardından gelen bu namazları tamamlamak çok daha faziletlidir. "Zuhri Ahir"in kılınmasının nedeni de cuma namazının kılınmayacağı yerlerde zaruretten, insanların kalabalığından cuma camileri yetersiz kaldığı için farklı yerlerde cuma namazının kılınmış olması, 4 rekatlık farzın ve son iki rekat müekked sünnetin terk edilmiş olmasıyla, bunu telafi etmek amacıyla yapılır
Türkiye'de en yaygın olarak Hanefi mezhebinin uygulaması (toplam 16 rekat) bilinse de diğer hak mezheplerde durum şöyledir:
Şafiî mezhebine göre cuma namazı farz ve sünnetleriyle birlikte toplam 10 rekat olarak kılınır. Şafiîlerde kılınış sırası şöyledir:
Cuma Farzı: Cemaatle birlikte 2 rekat kılınır.
Son Sünnet: Farzdan sonra yine 2 rekat müekked, 2 rekat gayr-i müekked olmak üzere 4 rekat kılınır.
Zuhri Ahir Farkı: Şafiî mezhebinde, bir yerleşim yerinde birden fazla camide cuma namazı kılınması caiz olduğu için (zaruret hali), cuma namazının kabul olmama ihtimaline karşı temkin amacıyla cuma namazından sonra 4 rekatlık öğle namazı farzı (Zuhri Ahir) kılınması da yaygın bir uygulamadır.
2. Malikî ve Hanbelî Mezhebi Uygulaması
Malikî ve Hanbelî mezheplerinde cuma namazına ait belirlenmiş (düzenli) bir ilk sünnet yoktur.
Farz Sonrası: Cumanın 2 rekatlık farzından sonra sünnet kılarlar. Hanbelî mezhebinde farzdan sonra camide kılınacaksa 4 rekat, evde kılınacaksa 2 rekat kılınması tavsiye edilir.

Yorumlar
Yorum Gönder